JoomlaLock.com All4Share.net

HÂCEGÂN DERGÂHINDA BİR GÜN

Hâcegân Dergâhında Bir Gün

Hâcegân Dergahında Bir Gün - Andelib

Sayı : 124 - Nisan 2018

 

Hâcegân Dergâhında Bir Gün

 

Gördüm saf saf oturmuş nurani yüzler,
Allah derler, bir meclise uğradım.
Buram buram vuslatıyla tutuşmuş özler,
Allah derler, bir meclise uğradım.
Zikir derler, bir meclise uğradım.
            Hâce Hazretleri (kuddise sırruh)

Dervişler gece kuşlarıdır, seherde uyanırlar. Seher vakti zikir için en uygun vakit… Herkes uykuda, aşıklar uyanık. Aşık maşuğunun ismini kalbi titreyerek, huşuyla zikreder. Seher vakitleri hüzünlüdür… Hâce Hazretleri (ksa), Ğavs Hazretleri’nin (ks) seher vakitlerinde hüzünlü hüzünlü Allah’a yakarışlarını anlatırlardı sohbetlerinde.

Gönül, Allah aşkıyla/zikriyle coşmuştur… Seher vakitleri dervişlerin virdlerini yaptıkları özel vakitlerdir…

Sabah namazı vakti yaklaşır artık. Namaz, kulun Rabbine yaklaştığı en müstesna zaman. Namaz zikirlerin en büyüğü, en efdali… Namazı aşkla kılar bir Hâcegân ihvanı. Namaz sonrası hatme-i Hâcegân yapılır. Hâcegân dervişi bir zikirden diğer bir zikre koşar adeta… Bir gül bahçesinden çıkar, başka bir gül bahçesine girer. Bu gül bahçeleri cennet bahçesidir. 

İşrak vakti çıkar. Biraz istirahat gerekir. Müminin uykusu da ibadetten sayılmış. Kuşluk vakti geldiğinde bir sevinç başlar. Duha namazı kılınır. Hâcegân dervişi Peygamber Efendimiz’in (sav) her sünnetine taliptir. Ya Rasulallah, bizi de ümmetinden say… Sen, bizim gönül yolculuğumuzsun. Seninle şenlenir, huzur buluruz. Sana ümmet olmak, nimetlerimizin en büyüğüdür.

Dergahta kalan misafirlerin yemek vaktidir. 

Peygamber Efendimiz (sav): “Dünyadaki nasibini de unutma.” buyurmuş. Hayırlı kazanç ümidiyle rızkını/manşetini kazanmanın gayreti başlar. Rızık endişesi yaşamadan dünyadaki nasibini arar Hâcegân dervişleri. Nasipte ne varsa o kazanılacaktır. Hâcegân dervişi dünyasını kazanmak için ahiretini mahvetmez.

Gam değildir gide dünya kala din, 
Gam odur ki kala dünya gide din.

Sohbetlere, zikirlere gelip ticaretini çok kolay yapan ihvan hikayeleri anlatmakla bitmez. Asıl darlık zikir terk edilince başa gelir.

“Her kim de zikrimden yüz çevirirse, ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.” (Taha, 124) buyuruyor Yüce Mevlamız. 

Zikri, sohbeti terk edenler nefsinin ve şeytanın tuzaklarından kurtulamamışlardır. Kul Allah’tan (cc) yüz çevirirse Allah (cc) da ona kendisini unutturur. Bir bakmışsın aylar, yıllar geçmiş, ömür bitmiş, elde avuçta bir şey yok. Ahirete götürecek hiçbir şey yok. Hem bu dünya hem de ahiret mahvolmuştur.

Öğlen namazı yaklaşır… Namaza önce gönlü hazırlamak gerekir. Namazı asıl beden değil, gönül kılar ve gönülle kılınan namaz Allah’ın (cc) yanında değerlidir. Dervişin hayatı ibadetlere göre ayarlıdır. Önce ibadet, sonra diğer işler… İbadetin ekseninde şekillenir hayat. Eskiden şehirler cami merkezliydi. Medreseler, tekkeler, hastaneler, aşevleri, mezarlıklar hep camilerin etrafında yapılırdı. Doğumla başlayan hayat ölümle son buluncaya kadar hep caminin etrafında şekillenirdi.

Medresede ilim öğrenerek tekkede ahlakını güzelleştirip nefsini temizleyerek mezarlardan ibret alarak camiye gelinir, Allah’a (cc) huşu ile ibadet edilirdi. Şimdi alışveriş merkezlerinin içerisine hapsedilmiş camiler… Bedeni namazda, gönlü alışverişte Müslümanın. Mekke ve Medine de maalesef bundan etkilenmiş. Kabe Allah’ın evi, Beytullah… Yanında kocaman saatli bir otel. Artık Kabe’nin resimleri bu otelle birlikte çekilir olmuş. Kabe’den çıkan Müslümanın derdi hemen alışveriş olmuş. Ravza’ya, Peygamber Mescidi’ne giderken otellerin altı hep alışveriş merkezi. Medine’de Müslümanın beş vakit namazı camide, geri kalan vakti çarşıda. Gönül hep ağyar ile meşgul olmuş. 

Peygamber Efendimiz’in (sav) mescidinde onun misafiri gibi olmak… Orada ashabın hatıralarını yaşamak. Bir Ebu Bekir olmak, Ömer, Osman, Ali olmak. Abdullah Bin Mesud olup Peygamber Efendimiz’e (sav) Kur’an-ı Kerim okumak. Selmanı Farisi olup O’nunla özel sohbetler etmek. Bilali Habeşi olup O’na ezan okumak. Bazen de günahımızdan utanıp Vahşi gibi uzaklardan seyretmek… İnsan aşık olursa zaman ve mekan kavramı aradan çıkar. Aşık maşuğuyla beraberdir artık.

Öğlen namazı biter, ikindi namazı iple çekilir. Hâcegân dergahında sohbet vaktidir. Bazen dergaha başka vilayetlerden misafirler gelir. Namaz sonrası bir sohbet, muhabbet başlar gider… Hâcegân dergahlarının sohbetlerinde çay vazgeçilmezdir. Çay bahane asıl murad sohbettir. Sohbetle anlayışlar gelişir, muhabbetler artar.

Her dervişin gönlünde inciler vardır. Sohbetler bu incilerin birbirleriyle paylaşıldığı anlardır. Öyle ki bu inciler tesbih olur zikre dönüşür. Sohbetle akıllar şuurlanmış, gönüller muhabbetlenmiştir. Hele bir de yanık bir ilahi dinlenmişse gönül, ten kafesinden uçacak bir kuş gibi olur. İkindi namazı bu manevi iklimde kılınır.

Hâcegân dergahında ikindi na-mazı sonrası dervişlerin en sevdiği vakitlerdendir. Hâce Hazretleri çoğu zaman ikindi namazından sonra ihvanları ile sohbetleşirler. Mürşidi kamilin sohbeti ne inci ne elmasla ölçülür. Onun kıymetinin karşılığı bu dünyadan bir şey ile ölçülmez. Gönlü Allah aşkıyla dolu, Allah’a dost olmuş evliyaullahın sohbeti, insanı seyriilallah yolculuğunda bir kutlu menzilden alır, başka bir menzile ulaştırır. Kişi gayreti ve muhabbeti ölçüsünde bu nimetlerden nasiplenir.

Mürşidin gönlü, ilahi hikmetlerin kaynadığı bir pınar gibidir, bu öyle bir pınardır ki suyu hiç eksilmez. Çünkü kaynağını Hak’tan alır. Bu sudan içenlerin gönülleri imanla ve aşkla dolar, muhabbetullah ve marifetullah derdiyle yanıp tutuşur. Mürşid sohbeti kitaplardan öğrenilmez. Tasavvufu kitaplardan öğrenmeye çalışmak, içi bal dolu kavanozu dışarıdan yalamaya benzer. Balın tadını ancak yiyerek alırsın. 

Akşam namazı, yürekleri Allah aşkıyla titreyen dervişlerin oluşturduğu bir cemaatle kılınır. İnsan böyle bir topluluğun içinde bulunduğu için Rabbine ne kadar şükretse azdır. Akşam namazından sonra dergahlarda yemek ikram edilir. Aynı tastan çorba içilir, aynı kaptan yemek yenir. Kaplar bir olunca gönüller de birleşir adeta. Müslüman yemeğini önünden yer, israfa kaçmaz. Kardeşini düşünerek yer onun hakkını da gözetir. Hâce Hazretleri (ks) “Bir insan suyu doldururken önce kendi bardağını dolduruyorsa ekmeği bölüp önce kendine ayırıyorsa bencillikten kurtulamamıştır.” buyurmuştur. Nefislerinin birçok ayıbını birlikte yaşarken öğrenir dervişler.

Muhabbetle yenilen yemekler zikir olur, nur olur müminin bedeninde. Helal kazançlarla, abdestli ellerle, dualarla pişirilen yemekler gönül sofrasında ikram edilir. Yenilen yemekler karnı doyurduğu gibi gönlü de doyurur. Mümin kardeşlerinin aşkla birbirine yaptıkları hizmetler kardeşliği pekiştirir. Babanın oğuldan su isteyemediği bir zamanda, müslümanların birbirine gönülden hizmetleri imrenilecek kadar güzeldir.Yatsı namazı bütün ihvanın toplandığı vakittir. Hâcegân dervişleri mesailerini yatsı namazına göre ayarlar. İhvanlar; işlerini bitirmiş, hatmeye yetişmenin telaşındadır. Rızkı veren Allah’tır deyip ardına bakmadan Allah’ın zikrine koşar.

Yatsı namazı topluca kılınır. Sonra sohbet vaktidir. İkindi namazı sonrası sohbet biraz özel bir andır. Yatsı namazı sonrası ise genel sohbet yapılır. Bir dem gelir muhabbetten sohbet açılır bir dem gelir haşyetullahtan ürperir gönüller. Bir dem gelir takvayı öğrenir dervişler, bir dem gelir riyadan korkar… Bir dem gelir ihlası içer yudum yudum, bir dem gelir nifaktan çekinir. Bir dem gelir melekler yaren olur ona, bir dem gelir nefs canavarı ile karşılaşır. Bir dem gelir dostun sofrasına otururur, bir dem gelir şeytanın düşmanlığını görür. 

Sohbetler mümini olgunlaştırır ve kendini tanımasına vesile olur. Mümin kendini tanıdıkça Rabbini tanımaya başlar. Hakk’ın karşısında edeblenmeye başlar. Bir dönem zalim nefsiyle herkesi kırıp geçirirken, karıncayı ezemez hale gelir, dağdaki çiçeği koparamaz olur. Bilir ki her şey Rabbini zikretmektedir, gönlü merhametle dolar.

Allah’ın (cc) düşmanları karşısında aslan kesilir. Zalimin karşısına çıkar, çekinmez hiçbir şeyden, bütün dünyayı karşısına alır. Bir dem gelir zikirler yapılır, bir dem gelir cihada çıkılır. 

Sohbetlerle Hâcegân dervişleri; ayçiçeğinin güneşin karşısında olgunlaştığı gibi gelişirler, karpuz gibi içleri çok tatlı hale gelir. İslam dervişlerin bu sımsıcak gönülleri ile beldeler fethetmiştir. Gittikleri her yerde gönüller İslam’a ve müslümanlara ısınmıştır. Son zamanlarda tarikatlere açılan savaşın asıl sebebi de budur, çünkü dervişler İslam’ın gönül askerleridir. Onları öyle topla tüfekle yıkamazsın. Dervişlerin gittikleri yerler Allah’ın izniyle İslam beldesine dönüşür. Abdulkadir Geylani gibi Hasan Şazili gibi Şahı Nakşibend gibi Mevlana gibi Yunus Emre gibi müslümanların bu zamanda da yaşadığını düşünün. Dünyamız nasıl da güzelleşirdi değil mi? 

Özellikle İslam dünyasında oynanan oyun müslümanları Selefileştirmek, Vahhabileştirmek… Gönülsüz, ruhsuz, kuru bir mantıkla şiddet içeren yapılarıyla insanları İslam’dan uzaklaştırmak… Gayeleri bu… İslam’ı terör yanlısı, şiddet yanlısı göstermek… Bu oyunları ancak Allah’ın yardımıyla gerçek sufiler/ dervişler bozabilir.

Özlerindeki güzellikler /muhabbetler; bozulan, perişan olan dünyanın ihtiyaç duyduğu ilaçlardır. Bu öyle bir ilaç ki, sadece müslümanların değil bütün insanlığın çaresidir. 

Dergahlar, kamil/olgun insanlar yetiştiren gönül mektepleridir. Ne kadar da ihtiyacımız var şimdi onlara!.. Ehlisünnet çizgisini bozmayan dergah sayısı maalesef her geçen gün azalıyor. Ya Rabbi, Sen onların sayısını çoğalt. Peygamber Efendimiz’in (sav) Bedir’de yaptığı dua gibi biz de dua ediyoruz: Bu zamanda gerçek kulluğu dervişler yapıyor, onlar da kalmazsa kulluk yapan çok azalır… Sen onları muhafaza eyle, sayılarını çoğalt…

Sohbet sonrası akıllar şuurlandı, gönüller muhabbetlendi. Hâcegân dergahında şimdi zikir vaktidir… Hatme-i Hâcegân tevbe ile başlar. Günahlara, gaflete topluca gönülden tevbe edilir. İhvanlar birbirinin tevbesine şahitlik eder. Fatihalar, ihlaslar, salavatlar aşkla, muhabbetle söylenir. Bu manevi sofraya büyüklerimiz davet edilir, melekler bu cennet bahçesinin misafirleridir. 

Hep birlikte topluca Allah’ın zikriyle coşar gönüller… “La ilahe illallah” söylenir hep birden imanlar tazelenir, muhabbetler artar.

“İllallah” denir, Allah’tan (cc) gayrısı gönülden uzaklaştırılır. Gönül Hakk’ın mekanıdır. Gönül temizlenmezse oraya Hak gelmez.

Sür çıkar ağyarı dilden
Tâ tecelli ede Hak
Gelmez saraya padişah
Hane mamur olmadan demiş şair.

Gönül temizlenir ve Maşuk gönle davet edilir. “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur.” (Ra’d 28) buyurmuş Rabbimiz. Zikirlerle, dualarla Hâcegân devranı tamamlanır.

Geceler değerlendirene çok bereketlidir. Hâcegân dergahında gece bitmedi… Zikir sonrası gönül sohbeti başlar. Çaylar, zikirle oluşan harareti biraz olsun hafifletir. Bu sohbetler biraz daha özel sohbetlerdir. Uzaktan yakından gelenlerle tanışılır, kaynaşılır. Sorular sorulur, dinimiz öğrenilmeye çalışı-lır. Dervişler; gece hiç bitmesin, sohbet devam etsin isterler. Fakat vakit gecenin ilerleyen saatleridir. Ayrılık vaktidir… Dervişlerin bedenleri ayrılsa da, gönülleri mürşidlerinden ayrılmaz.

Derviş, dergahtaki muhabbetini evine taşır. Eşiyle paylaşır sohbetleri/ muhabbetleri… Bir dergah da evde yaşanır … Gece namazı kılınır, istirahate geçilir.

Ya Rabbi, bizleri sevdiklerinden ayırma… Zikrinden, sohbetinden mahrum eyleme… Canımız böyle sohbet meclislerinde, zikir meclislerinde, savaş meydanlarında çıksın… Ömrümüzün sonuna kadar dostlarının yanında marifetullaha ve muhabbetullaha ulaşmayı bizlere nasip eyle… Amin…

İhlâs, takva her işleri,
Ne güzeldir cümbüşleri,
Can fedadır dervişleri,
Hâcegânlar tekkesinde.
         Hâce Hazretleri

 

Yazar:  Andelib

 

Bu kategoriden diğerleri: « DERGAHLAR GÖNÜL MEKANLARIDIR

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort