JoomlaLock.com All4Share.net

KIYAS-I FUKAHA

Kıyas ı Fukaha

Kıyas-ı Fukaha - Sefa Afacan

Sayı : 132 - Aralık 2018

 

Kıyas-ı Fukaha

 

Bu yazımızda Edille-i Şer’iyye’nin dördüncüsü olan kıyası ele almaya çalışacağız. Öncelikle kıyasın sadece bir aylık dergiye konu edilemeyecek kadar geniş olduğunu söylememiz gerekiyor. Bu yazımızda kıyasın tarifi, mahiyeti, örnekleri, kıyasın hüccet değerine kısaca değinerek özet bir şekilde kıyastan bahsetmeye çalışacağız. 

Kıyasın tarifiyle başlayacak olursak kıyas sözlük anlamı olarak bir şeyin başka bir şeyle ölçülmesi anlamına geldiği gibi, iki şeyi birbirine eşitlemek anlamında da kullanılır. 

Istılahi anlamı ise: “Kitap, sünnet veya icmada hükmü bulunmayan meseleye, aralarındaki illet birliği sebebiyle, bu kaynaklardan birinde yer alan meselenin hükmünü vermek.” demektir. Bu tanıma göre kıyas bir hükmün isbatı yani ilkten konulması olmayıp asılda var olan hükmün ferde açığa çıkarılmasıdır. Bu işlemin sonucunda hükmü gerçekte isbat eden, kıyası yapan fakih değil, hükmün aslını koyan Allah Teala’dır. Fıkıh usulcülerinin “Kıyas hükmü isbat etmez, ızhar eder.” sözünün anlamı da budur. Bu tarifi biraz daha açıklayacak olursak, Kitap’ta, sünnette veya icmada bir meselenin hükmü gösterilmiştir. Bir müçtehitte Kitap, sünnet veya icma ile sabit olan bu hükmün hangi özelliğe binaen konduğunu tespit etmiştir. Daha sonra müçtehit, bu üç kaynaktan birinde hükmü yer almamış bir mesele ile karşılaştığında, bu meselede aynı sebebin (hükmün konmasını gerektiren özelliğin) bulunduğuna, yani her iki meselenin illet bakımından bir olduğuna kanaat getirirse, nassda mevcut olan hükmü bu yeni meseleye uygular, her iki meseleyi hüküm bakımından eşit hale getirir. Bu işleme “kıyas”denir. 

Kıyas ile ilgili bazı örnekler verecek olursak:

1-Kur’an-ı Kerim’de şarabın haram olduğu hükmü yer almış ve Allah’ın (cc) şarabı niçin haram kıldığı aynı ayette belirtilmiştir: “Ey o bütün iman edenler! İçki, kumar, putlar, kısmet çekilen zarlar hep şeytan işi murdar bir şeydir, onun için siz ondan kaçının ki yakayı kurtarasınız. ᅠİçki ile kumarda şeytan sırf aranıza adavet ve kin düşürmeyi ve Sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymayı ister, artık vazgeçiyorsunuz değil mi?”3

İşte bu nass şarabın haram olduğunu göstermekte ve aynı zamanda bu haramlık hükmünün hangi gerekçe ile konduğunu açıklamaktadır. Bu gerekçe, şarap içmenin ortaya çıkardığı dini ve dünyevi kötü sonuçların engellenmesidir. 

“Hamr” Hanefilere göre, üzüm suyundan ateşte kaynatılmaksızın elde edilen özel bir içkinin adıdır. Buna göre, belirtilen içkinin dışında kalan viski vb. sarhoş edici maddeler ayetin kapsamına dahil değildir. Fakat bu içkilerin içilmesi de, Kur’an’ın hamr hakkında açıkladığı kötü sonuçları içermektedir. Şu halde kıyas yoluyla hamrın hükmü uygulanır. 

Bu örnekte Hamr, asıl (kendisine kıyas olunan), viski, fer (kıyas edilen), insanlar arasında düşmanlık ve buğza yol açma illet, hamrın haram olması, nassın bildirdiği hüküm, viskinin haram oluşu ise, kıyas yoluyla fer için belirlenen hükümdür. 

2-Hz. Peygamber (sav) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Üç kişi olduğunuzda, iki kişi, üçüncüden ayrı olarak fısıldaşmasın. Çünkü bu, onu üzer.” 

Bu hadis-i şerif, beraberlerinde üçüncü bir kişi varken iki kişinin baş başa verip gizli konuşmalarını yasaklamaktadır. Hadiste hükmün illetide belirtilmiştir. İki kişinin böyle bir durumda gizli konuşması, üçüncü kişinin gönlünün kırılmasına, onların kendisini güvenilir bulmadıklarına hükmetmesine veya kendisine karşı kötü bir iş tasarladıklarını düşünmesine vb. şeylere yol açabilir. Bu ise, insanlar arasındaki kardeşliğin canı yürekten olmasını ihlal eder, sevgi bağlarını koparır. 

İki kişinin, yanlarındaki üçüncü kişinin bildiği dille konuşabilecekleri halde onu bırakıp başka bir dille konuşmaları olayanın hükmü, ne bu nassta ne de başka nasslarda belirtilmiştir. Fakat bu olay da yukarıdaki hükmün illetini taşımaktadır. Şu halde ona da kıyas yolu ile aynı hüküm uygulanır. 

Bu örnekte, gizlice konuşma, asıl (veya makis aleyh); üçüncü kişinin bilmediği dille konuşma, fer(veya makis); üçüncü kişiye üzüntü verme, illet; gizlice konuşmanın yasak oluşu aslın hükmü; üçüncü kişinin bilmediği dille konuşmanın yasak oluşu ise, kıyas yolu ile fer için belirlenen hükümdür. 

Kıyasın hüccet değerine gelince İslam hukukçularının büyük çoğunluğu, kıyasın şer’i-ameli hükümlerin bilinmesini sağlayan bir delil ve İslam hukukunun esaslarından biri olduğu hususunda fikir birliği etmişlerdir. 

Çoğunluğu teşkil eden bilginler, bir taraftan Kitap, sünnet, İcma kaynaklarına dayanmışlar, diğer taraftan da akli delil getirmişlerdir. 

Onlar Kur’an’ı Kerim’den birçok ayeti bu konuda delil göstermişlerdir. Biz bunlardan, usul kitaplarında en çok zikri geçen ve delil getirilen konuya en açık temas eden bir tek ayete işaret edeceğiz:

“O ki ehl-i kitaptan o küfredenleri ilk haşr için diyarlarından çıkardı. Siz çıkacaklarını zannetmediniz onlar da zannettilerki kendilerini Allah’tan koruyacak manialarıdır kaleleri, istihkâmları, fakat Allah onları hesap etmedikleri cihetten bastırdı ve kalblerinin içine korku düşürdü, öyleki evlerini bir taraftan kendi elleri bir taraftan da mü’minlerin elleriyle harab ediyorlardı, düşünün de ibret alın ey görecek gözleri olanlar!”

Bu ayette delil getirilen kısım “Ey akıl sahipleri, ibret alın!” ifadesidir. Cenab-ı Allah (cc) bu ayette, Allah’ı inkar etmelerinin, Hz. Peygamber’e ve müminlere tuzak kurmalarının karşılığı olmak üzere Nadiroğullarını başına geleni bildirmekte, bunun arkasındanda “Ey akıl sahipleri, ibret alın!” buyurmaktadır. Bunun anlamı şudur: Ey akl-ı selim sahipleri! Onların başına gelen felaketi ve bu cezayı hangi davranışlarından ötürü hak etmiş olduklarını iyice düşünün. Onlar gibi yapmaktan sakının. Yoksa aynı sonuç sizinde başınıza gelir. Çünkü siz de onlar gibi insanlarsınız. Birbirinin aynen benzeri olan iki durum için aynı şonuçlar söz konusu olur. O halde bu ifade şunu göstermektedir: Sonuçlar sebeplerine tabidir. Sebepler varsa sonuçlarıda vardır. Fıkhi kıyasda bu düşüncenin dışında kalan bir işlem değildir. Zira kıyas, sonucun (yani hükmün), sebebin (yani illetin) varlığına bağlanmasından ibarettir. Bir başka deyişle bir olaya onun benzeri olan olayın hükmünü uygulamaktadır. 

Kıyasın asli unsurları ise şunlardır:

1.Asıl: Hükmü nass veya icma tarafından belirlenmiş mesele. 

2.Fer: Hükmü nass veya icma tarafından belirlenmemiş mesele. 

3.Aslın hükmü: Aslın hakkında sabit olan ve kıyas yoluyla fere de uygulanmak istenen hüküm. 

4.İllet: Asla ait hükmün konulmasına sebep olan özellik. 

Kıyas yoluyla fere de uygulanması karar verilen hükme gelince, bu kıyasın neticesidir. Kıyasın bir rüknü veya şartı değildir. 

Kıyasın şartları ise şunlardır:

1.Aslın hükmünün asla mahsus olmaması: Bir ayet veya hadisin kıyasta asıl olabilmesi için içerdikleri hükmün bazı kimselere özgü olmaması gerekir. Mesela dörtten fazla kadınla evlenmesinin caizliği ve teheccüd namazının vacipliği gibi Hz. Peygaber’e özgü hükümler böyledir. 

2.Aslın hükmünün kıyas yolundan ayrılarak konulmuş olmaması.

3.Asıldan fere geçirilecek hükmün nass ile sabit olmuş şer’i bir hüküm olması, ferin asla denk olması ve asıldaki hükmün fere geçerken bir değişikliğe uğramaması.

4.Kıyas nassın hükmünü değiştirmemelidir. 

Kıyasla ilgili olarak bu bilgileri vermekle yetineceğiz. Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler bu yazımızda kaynak olarak kullandığımız Zekiyyüddin Şa’ban hocanın İslam hukuk ilminin esasları ve H. Yunus Apaydın hocanın İslam hukuk usulü isimli eserlerine müracaat edebilirler. 

Özet olarak şunları söyleyebiliriz: Kıyas ehli sünnet uleması tarafından hüküm ifade eden bir delil olarak kabul edilmiştir. İmam Şafii (ra) kıyas hakkında şöyle der: “Her hadise hakkında ya ona ait bir hüküm veya hak olan hükmün yolunu gösteren bir delalet vardır. Meselenin açık hükmü varsa ona uymak gerekir. Eğer belirli bir hüküm yoksa, meselenin hak olan hükmüne götüren yolun delili içtihad ile aranır, içhihat ise kıyastan ibarettir.”

Yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığımız kıyas faaliyeti bu alanda mütehassıs ulema tarafından gerçekleştirilmeli, şartlarına, usulüne riayet edilmelidir. Aksi takdirde: “Allah(cc) buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.” Ayetinin mealinde olduğu gibi kişi kıyas yaparak yanlış bir hüküm verebilir ve bunun sonucunda ilahi rahmetten mahrum kalabilir.

 

Yazar: Sefa Afacan

 

Bu kategoriden diğerleri: « DEİZM MESELESİ İCMA-I ÜMMET »

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort