JoomlaLock.com All4Share.net

İSLAM GÖNÜLLERE NAKIŞ NAKIŞ İŞLENİR

İslam Gönüllere Nakış Nakış İşlenir

İslam Gönüllere Nakış Nakış İşlenir - Andelib

Sayı : 119 - Kasım 2017

 

İslam Gönüllere Nakış Nakış İşlenir

 

Tarikat, şeriat, yoldur varana,

Hakikat, marifet ondan içeru,

                        (Yunus Emre)

 

“Allah’a giden yollar mahlukatın nefesleri adedincedir.” buyurmuş Peygamber Efendimiz. Her canlının Hakk’a dönük bir tarafı vardır ve insan her mahlukta Hakk’ın eserini görebilir. Aynı zamanda Hakk’ın en büyük eseri insan olmuş. İnsanı kendine atfetmiş Cenabı Hak (cc). Gizli hazine sırrının muhatabı insan olmuş. Marifet ve muhabbet kapıları insana açılmış.

Peygamberler bu kapıların ser levhaları… Onlarla insanlık doğru yolu bulmuş, hidayeti bulmuş, sapkınlıklardan, karanlıklardan hep onlarla kurtulmuş. Peygamber Efendimiz (sav) ahir zamanın nurlu kandili… Işığıyla kâinat nurlanmış, şehirler medenileşmiş, insanlar ulvîleşmiş. Kapkara gönüller, apaydınlık olmuş… Peygamber Efendimiz’in nurundan istifade edenler, yıldızlaşmışlar, kendilerinden sonra gelenlere rehber olmuşlar, yön olmuşlar, yol olmuşlardır.

Tarikat, yol anlamında. Peygamber Efendimiz (sav) ile başlayan ashabı kiram ve evliyalarla devam eden kutlu kervanın adı. Bu yolda Allah adamı olmak var, Allah’ın (cc) sevdiği, Allah’ın razı olduğu kullar arasına girmek var.

Kadirilik, Şazililik, Rifailik, Yesevilik, Mevlevilik, Halvetilik, Nakşibendilik… hep Hakk”a giden yollar olmuşlar. Kimi cehri zikir yapmış, kimi aşkından sema eylemiş, kimi birçok riyazat yapmış… Hedef hep aynı: Allah’a kul olmak.

Tarikat, gönül adamı yetiştirir. Gönül paha biçilmez bir hazinedir. Mürşidi kamiller, kuyumcu hassasiyetiyle, ince işçilikle gönül hazinesinin açığa çıkması için gayret etmişlerdir. Her insanda bir hazine gizlidir. Kafir bu hazineyi örten, müslüman açığa çıkarandır. Sûfiler ise bu hazineyi elmasa dönüştürmeye çabalamışlardır. 

Dünyanın birçok yerine İslam sûfilerle ulaşmıştır. Kalpler bu güzel insanlarla yumuşamış ve İslam’la şeref bulmuştur. Sûfiler İslam’ı özümseyerek muhabbetle yaşadıkları için anlattıkları daha tesirli olmuştur. Gönüller, İslam’la elmaslaşmış, yakut olmuş. Hatta öyle gönüller yetişmiş ki, Hz. Ebubekir misali ümmet bir tarafa o bir tarafa denmiş. Ya Rabbi, bu nasıl bir değer, nasıl bir hazine…

Peygamber vazifesidir insanları Allah’a (cc), Allah’ı da insanlara sevdirmek. Bu yol sûfilerin yoludur. Sûfiler aşkı her şeyin üstünde tutmuşlardır. Aşkla ibadet etmişler, aşkla ilim okumuşlar, aşkla hizmet etmişlerdir… Aşkı yudum yudum içmişler hayatlarında. Mevlana meşhur bir âlimken aşkı tanıyınca, aşkı tadınca Mevlana olabilmiş…

Nakşibendilik; sevgi yoludur, sevenlerin yoldur. Nakşibendi saliklerinin seyri ilallah yolculuğunda en büyük azıkları muhabbettir. Muhabbetle gidilir bu gönül yolculuğunda. Aşkı olmayanın tarikatte nasibi olmaz buyrulmuş. Sevmeyen bu kapıdan nasiplenemez. Severken sevilmiş sûfiler. Sevginin potasında erimişler… Sonra her biri bir Ebubekir, bir Selman, bir Cafer olmuşlar… 

Nakşibendilik, nakş edilenlerin yolu… İslam’ın güzellikleri muhabbetle gönle nakşedilir. Bu işlem bir kilim dokur gibi, bir halı deseni gibi ilmek ilmek yapılır. Nakşibendiliğin desenleri ihlastır, ihsandır, takvadır… İslam’a uymayan hiçbir şey Nakşibendilik yoluna giremez. Bozuk bir desen gibi hemen belli olur. Nakşibendiler; dinlerine, ehlisünnet inancına çok düşkündürler. Onlar İslami değerleri gönüllerine nakış nakış işlerler… İsimleri de buradan gelmektedir.

Nakşibendilik, bidatlere kapılarını kapatmıştır. Nakşibendiler, sünnete düşkünlük derecesinde muhabbetle bağlıdır. Nakşibendi dervişleri için sünneti yaşamak, sünneti üzerinde taşımak mutluluk kaynağıdır. Sûfiler; bırakın sünnet hakkında, hadis hakkında olumsuz konuşmayı, gönüllerine bu konuda havatır gelse hemen tevbe ederler. O yüzden bir kişi hadis hakkında, ashabı kiram hakkında olumsuz konuşmayı bırakın lakayt davransa, ağzıyla kuş tutsa bir değer ifade etmez. İsterse o adam allamei cihan olsun, ciltler dolusu eseri olsun, isminin önünde kalabalık unvanları olsun fark etmez… Artık bunlar gözden ve gönülden düşerler. Hâce Hazretleri (kuddise sırruh) Erzurum İlahiyatta değer verdiği bazı hocaların sünnet karşıtı birilerini konferanslara getirmelerine hemen tepki vermişlerdir. Birileri hangi niyetlerle böyle gaflete düşer bilmeyiz. Ama bir sûfi gönlü buna müsaade etmez. Süleyman Çelebi dinlediği bir vaazın Peygamber Efendimiz”i (sav) incittiğini düşünerek “Mevlid” adıyla bildiğimiz “Vesiletü’n Necat” isimli eserini yazmıştır. 

Nakşibendiler, birçok yoldan istifade etmişlerdir. Zikirden, nazardan feyizlenmişlerdir… Ama en çok kemalâtı sohbetle kazanmışlardır. Sohbetle yetişmişler, olgunlaşmışlardır. İslam akidesi, Peygamber Efendimiz’in (sav)ahlakı, evliyaullah muhabbeti hep sohbetlerle gönüllere nakşedilmiştir.

Nakşibendiliğin seyrinde anlayış ve idrak çok önemlidir. Nakşibendi şeyhlerinin çoğu zamanının en büyük alimlerindendi. İmamı Gazali (ks), İmam Rabbani (ks), Mevlana Halid Bağdadi (ks), Abdulhakim Bilvanisi (ks), Abdussamed Ferhendi (ks), Hâce Hazretleri (ks) sûfi olmalarının yanı sıra aynı zamanda çok büyük alimdirler. Hâcegân dergahında gönüller doyduğu gibi akıllar da mutmain olur. Sohbetlerde fıkıh, akaid, ahlak vb. konular doğal seyrinde hem akıllara hem gönüllere nakşedilir.

Nakşibendiler, huzurun muhafazanın gayreti içerisinde olmuşlardır. Aldıkları her nefeste (hûş der-dem), attıkları her adımda (nazar ber-kadem) kalabalıklarda (halvet der encümen) gafil olmamışlardır. Yolculuk asıl vatanadır (sefer der vatan) bunu bilirler. Zikirlerini muhafaza ederler (nigah daşt). Arzuları Allah’ın rızasına ulaşmaktır. “İlahi ente maksudi ve rıdake matlubi (Ya Rabbi, maksadım Sensin, arzum rızana ulaşmaktır.)” zikirlerinin parolası gibidir.

Hiç şeker yememiş birine şekerin tadını anlatamazsınız, tatlıdır dersiniz ama tatmadan şekerin tadını alamaz. Tasavvuf yaşanmadan anlaşılmaz. Tasavvuf malumatına sahip olmak demek sûfi olmak değildir. Birileri çok derin tasavvufi meseleler konuşsa da eğer sûfi değillerse bu halleri yüzme bilmeyip okyanuslardan bahsetmeye benzer. 

Nakşibendilik, İslam okyanusu- nunda kulluğun güzelliklerini tanıyıp yaşamanın adıdır. Büyüklerimiz Kadiriliği coşkun akan ırmaklara, Nakşibendiliği durgun okyanuslara benzetmişlerdir. Okyanusların hareketi içlerinde, derinliklerindedir. Bu yüzden zikirleri, halleri gizlidir, dışarıdan pek bilinmez. 

İslam’ın güzelliklerini, inceliklerini bozulmadan ilk günkü anlayışı ile bize ulaştıran sûfiilere teşekkür ediyoruz. Günümüzde birileri FETÖ’yü bahane edip bu kadim tasavvuf ekollerine saldırmaktadır. İçimizdeki ve dışımızdaki bütün İslam düşmanları bilsin ki, Nakşi-bendiler İslam akidesini, ahlakı hamidiyeyi kıyamete kadar muhafaza edeceklerdir. 

Ya Rabbi, sevdiklerini bize sevdir, bizi de sevdiklerine sevdir. Bizi istikametten ayırma… Taassuba düşmeden Nakşibendiliği anlamayı ve yaşamayı bizlere nasib eyle… Amin…

 

Yazar:  Andelib

 

Bu kategoriden diğerleri: « GÖNÜLDE YETİŞEN GÜLLER

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort