JoomlaLock.com All4Share.net

DİL ve AFETLERİ 'ÖVMEK'

Dil ve Afetleri Övmek

Dil ve Afetleri 'Övmek' - Şeb-i Vuslat

Sayı : 117 - Eylül 2017

 

Dil ve Afetleri 'Övmek'

 

Övmek, bazı durumlarda yasaklanmıştır. Kötülemek ise gıybet yapmak ve aleyhte hareket etmektir. Övgüde bulunmanın altı afeti vardır. Bunlardan dört tanesi övende, iki tanesi de övülende meydana gelir.

 

Övenin Başına Gelen Afetler

1. Öven kişi bazen haddi aşıp yalana düşer. Bu konuda Halid b. Ma’dan şöyle demiştir: “Halkın huzurunda, bir idareciyi ya da herhangi birini, taşımadığı vasıflarla öven kişiyi Allah (cc), kıyamet gününde dilini sürçerek diriltir.”

2. Öven kişi bazen gösterişe girer. O bu övgü ile sevgisini ortaya koyar; fakat bazen içinde övdüğü kimseye karşı bir sevgi bulunmaz ve bütün söylediklerine inanmaz. Böylelikle hem gösterişe girmiş hem de münafıklık yapmış olur.

3. Öven kişi bazen tam manasıyla bilmediği şeylerden bahseder. Onları bilmesine imkân da yoktur; böylece bilmediği bir konuda konuşmuş olur. Rivayet edildiğine göre, adamın biri Allah Rasulü’nün (sav) huzurunda birini övdü. Bunun üzerine Rasul-i Ekrem (sav), adamı şöyle uyardı: “Vay sana! Arkadaşının boynunu vurdun. Eğer bu söylediklerini işitseydi iflah olmazdı. Sizden biriniz kardeşini övmek istiyorsa, ‘Falan kişiyi (şöyle) zannediyorum. Allah katında kimseyi temize çıkarmam. Onu bilen Allah’tır.’ desin. Bunu da o kimseyi gerçekten bu halde düşünüyorsa söylesin.”

Bu afet, karşıdaki insanı ancak bir delille anlaşılabilecek olan sıfatlarla övmede meydana gelir. Mesela, o muttaki biridir, vera sahibidir, zâhiddir, hayırlı biridir şeklindeki övgüler böyledir. Zira bu ahlâklar kesin olarak bilinmeden o kişi övülmez.
“Ben onu gece namazı kılarken, sadaka verirken, hac yaparken gördüm...”gibi ifadeler kullanılabilir, çünkü bunlarda kesinlik vardır.

“O, adalet sahibidir, rıza ehlidir...”gibi ifadeler kullanmak da sakıncalıdır. Çünkü adalet ve rıza gizli kavramlardır, onların bir insanda bulunması konusunda kesin konuşmak doğru değildir. Ancak onlar tecrübe edilip görüldükten sonra söylenebilir.

Hz. Ömer (ra), bir adamın birini övdüğünü işitince ona, “Onunla yolculuk yaptın mı?” diye sordu. Adam, “Hayır, yapmadım” dedi. Hz. Ömer (ra), “Onunla alışveriş yaptın mı?” diye sordu. Adam, “Hayır, yapmadım” dedi. Hz. Ömer (ra), “Sabah akşam onun komşusu musun?” diye sordu. Adam, “Hayır değilim” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer, “Vallahi! Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’a yemin ederim ki sen o adamı tanımıyorsun” dedi.

4. Bazen övülen şahıs zalim ya da fâsık olup bu övgüden dolayı sevinir, içi ferahlar. Bu caiz değildir. Bu konuda Allah Rasulü (sav) şöyle buyurmuştur: “Fâsık övüldüğü zaman, Allah gazaplanır.”

Hasan-ı Basri (ra) şöyle demiştir: “Zalimin uzun yaşaması için dua eden, yeryüzünde Allah’a (cc) isyan edilmesini istiyor demektir.” Zalim, fâsık bir kimsedir; onu överek sevindirmek değil, kınayarak kederlendirmek lazımdır.

 

Övülenin Başına Gelen Afetler

1. Övgü, övülen şahsı kibre sokar, kendini beğendirir. Bunlar da insanı helak eden şeylerdir. Hasan-ı Basri (ra) şöyle anlatmıştır: Bir gün Hz. Ömer’in (ra) huzurunda insanlar toplanmış oturuyorlardı. Hz. Ömer’in yanında deriden yapılmış bir kamçısı vardı. O sırada Cârûd b. Münzir çıkageldi. Adamın biri onun hakkında, “Bu, Rebîa kabilesinin efendisidir” dedi. Bu övgüyü Hz. Ömer (ra), yanındakiler ve Cârûd b. Münzir’in kendisi işitti. Cârûd, Hz. Ömer’e (ra) yaklaştığı bir sırada, Hz. Ömer ona kamçısıyla hafiften vurdu. Cârûd b. Münzir, “Ey müminlerin emiri, ne oldu ki bana vurdun!” dedi. Hz. Ömer de (ra), “Aramızda bir şey yok. Adamın dediğini duymadın mı?” dedi. Cârûd b. Münzir, “Duydum” deyince, Hz. Ömer (ra), “Senin kalbinde bir gurur meydana gelmesinden korktum. Bunun için başını eğmek istedim” dedi.

2. Kişi hayırla övüldüğü zaman sevinir, tembelleşir ve kendi nefsinden memnun olur. Nefsinden memnun olanın çalışması azalır. Çalışıp gayret eden ancak nefsini noksan görendir. İnsanlar ona övgü yağdırdığında ise olgunlaştığını zanneder. Bundan dolayı Allah Rasulü (sav), övgüde bulunan birini gördüğünde, “Arkadaşının boynunu vurdun, eğer bu söylediklerini işitirse iflah olmaz” buyurarak adamı ikaz etmiştir.

Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde de şöyle buyurmuştur: “Kardeşini yüzüne karşı övdüğün zaman sanki boğazına keskin bıçağı çalmış olursun.” Yine Allah Rasulü (sav), öven birini gördüğünde ona, “Adamı boğazladın; Allah da seni boğazlasın” buyurmuştur.

Mutarrif (ra) der ki: “Duyduğum her övgü ve sena neticesinde kendi nefsimi alçaltırdım (kendime pay biçmezdim)”

Ziyâd b. Ebu Müslim şöyle demiştir: “Kendisine yönelik övgü ve sena duyan kişiye şeytan görünür (onu aldatmaya çalışır), fakat mümin kendisini hesaba çekerek bu tehlikeden kurtulur.”

Mutarrif ve Ziyâd’ın açıklamalarını İbnü’l-Mübârek şöyle değerlendirir: “İkisinin de açıklaması yerindedir. Ziyad’ın anlattığı umum insanların kalbi durumudur. Mutarrif’ın anlattığı ise, seçilmiş kulların kalbi durumudur.”

Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurur: “Bir adamın keskin bir bıçakla birinin üzerine yürümesi, onu yüzüne karşı övmesinden daha hayırlıdır.”

Hz. Ömer (ra) “Övmek, insanı boğazlamaktır” demiştir. Bu benzetmenin sebebi şudur: Boğazlanan kişi artık bir amel işleyemediği gibi, övülen kişi de övülmenin etkisiyle gevşer ve amel yapmaz.

Şöyle de denilebilir: Övmek, kibir ve kendini beğenmeyi meydana getirir. Boğazlamak, kişinin dünya hayatını bitirdiği gibi, övmek de onun manevi hayatını bitirir. Bu sebeplerden ötürü övmek, boğazlamaya benzetilmiştir.

 

Övgünün Caiz Olduğu Yerler

Öven ya da övülen kişi, buraya kadar anlattığımız tehlikelerden korunmuşsa o zaman övmenin bir sakıncası yoktur. Hatta bazen bu güzel karşılanır. Bundan dolayı Rasul-i Ekrem (sav), ashabını övmüş ve Hz. Ebu Bekir için şöyle buyurmuştur: “Ebu Bekir’in imanı bütün âlemin imanıyla tartılsaydı, onun imanı ağır gelirdi.”

Rasulullah Efendimiz (sav), Hz. Ömer hakkında da şöyle buyurmuştur: “Ey Ömer, eğer ben peygamber olarak gönderilmeseydim, sen gönderilirdin.”

Bunlardan daha büyük bir övgü olabilir mi? Rasul-i Ekrem (sav) bunları, doğru olarak ve basiretle söylemiştir. Bu övgüler onlara bir zarar vermemiştir; çünkü sahabeler bu övgülerle kibre, kendini beğenmeye ve tembelliğe düşmeyecek kadar yücedirler.

 

Kişinin Kendini Övmesi

Kişinin kendi nefsini övmesi de çirkin bir davranıştır. Çünkü onda kibir ve böbürlenmek vardır. Bu konuda Allah Rasulü (sav) şöyle buyurmuştur: “Ben, bütün insanların efendisiyim. Bunda övünmek yok!” Yani ben bunu övünmek için söylemiyorum.

İnsanlar ise böbürlenmek için kendilerini överler. Hâlbuki Allah Rasulü’nün (sav) övünmesi, yüce Allah (cc) ile ve O’na olan yakınlığı iledir; yoksa bir insan olması ve bütün insanların önünde bulunması sebebiyle değildir. Bu aynen şuna benzer: Bir hükümdarın huzurunda güzel bir kabul gören kimse, padişahın onu huzuruna kabul etmesiyle övünür ve bununla sevinir; yoksa bu övünç padişahın onu halktan bazılarının önüne almasıyla değildir.

Artık sen bu anlatılanlara bakarak, övmenin kötülendiği yerlerle kötülenmediği yerleri ayırt edebilirsin. Allah Rasulü (sav), sahabelerin vefat eden birini hayırla andıklarını ve övdüklerini işitince, “(Ona cennet) vacip oldu” buyurmuştur.

Mücahid (ra) şöyle anlatır: “Âdemoğlundan hiçbir zaman ayrılmayan melekler vardır. Müslüman biri, müslüman kardeşini hayırla anınca melekler ona, “Sana da aynısı verildi” derler. Kötülükle andığı zaman ise melekler ona, “Ey ayıpları örtülü olan âdemoğlu! Nefsine acı, ayıplarını örten Allah’a hamd et” derler.

 

Övülenin Dikkat Etmesi Gereken Hususlar

Şunu iyi bil ki, övülen kişi, kibirden, kendini beğenmişlikten ve tembellikten şiddetle kaçınma gayretinde olmalıdır. Bunlardan ancak, nefsini gerçek manada bilen kurtulur. İnsan son nefesin tehlikelerini, riyanın inceliklerini, amellerin afetini düşünmeli ve boş övgülere aldanmamalıdır. Biri kendisini övünce, öven kişinin bilmediği fakat kendisinde mevcut bütün eksiklerini hatırlamalı, eğer içinden ve aklından geçenleri öven kişi bilseydi övmeden vazgeçeceğini düşünmelidir. Ayrıca kendisini öven kişiye tepki göstererek engel olmalı, övgüden hoşlanmadığını açıkça belirtmelidir. Bu konuda Allah Rasulü şöyle buyurmuştur: “Övenlerin yüzlerine toprak saçın.”

Süfyân b. Uyeyne (ra) der ki: “Nefsini bilene övgü zarar vermez.” Salih zatlardan biri övüldüğü zaman şöyle demiştir: “Allah’ım! Bunlar beni tanımıyorlar; beni gerçek olarak sen tanıyorsun.”

Hz. Ali (ra), övüldüğü zaman şöyle derdi: “Allah’ım! Bu kullarının bilmediği günahlarımı bağışla. Onların söyledikleriyle de beni cezalandırma. Beni, onların zannettiklerinden daha hayırlı eyle.”

Adamın biri Hz. Ömer’i (ra) övünce onu şöyle uyarmıştır: “Beni ve kendini helak etmek mi istiyorsun?”

Bir adam Hz. Ali’yi (ra) övmüştü. Sonra da bu adamın Hz. Ali’nin (ra) aleyhinde bulunduğu haberi ulaşınca ona, “Ben, övdüğünden daha düşük, içinden geçirdiklerinden daha üstünüm” demiştir.

Rabbim (cc) yar ve yardımcımız olsun, amin.

 

Kaynakça:
Dil Belâsı, Hüccetü’l İslam İmam Gazali, Semerkand Yayınları, 2011.

 

Yazar: Şeb-i Vuslat

 

Bu kategoriden diğerleri: « DİL ve AFETLERİ GIYBET ETMEK -6

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort