JoomlaLock.com All4Share.net

GERÇEK BAYRAM

Gerçek Bayram

Gerçek Bayram - İrfan Aydın

Sayı : 126 - Haziran 2018

 

Gerçek Bayram

 

Bismillahirrahmanirrahim,

Salat ve selam alemlere rahmet olarak gelen Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimiz’in, daha sonra diğer peygamberlerin, ehlibeytin, ashabı kiramın, sadatı kiram efendilerimizin mübarek ruhlarına olsun. 

İslam alemi olarak Hicri 1439 Ramazan ayını idrak etmekteyiz. İnşaallah, ğufran ayı Ramazanı da tamamlayıp bayrama kavuşacağız. Teravihleri ile Kur’ân tilavetleriyle oruçlarıyla İslam dünyasının dört bir yanında manevi bir coşkuya sebep olan bu mübarek ayı da nihayetine erdirmekte ve bunun verdiği sürur ile bayrama kavuşmaktayız. 

Müslümanlar olarak bu ayın getirdiği manevi iklimden olabildiğince istifade ederek ruhumuzda bir esenlik bulmaya bu dünyanın ve nefsin hevasına karşı bir özgürlük tatmaya çalışıyoruz. İnşaallah, Cenabı Hak bütün ümmeti Muhammed’e on iki ayı da Ramazan gibi yaşamayı nasib eder.

İslam dünyası Ramazan’a girerken yine bildik tavır ve manzaralara şahit olduk. Müslümanlar olarak, tevhid-i kıble etmiş kişiler olarak, Rabbimizin bize olan yakınlığı ve teveccühüne yakışmayacak tavır ve davranışlar içine giriyoruz. Bırakınız gayrimüslimlere İslam’ın güzelliklerini göstermeyi; bir Ramazan, bir bayram meselesinde bile ortak bir tavır ortaya koyamıyoruz. Yine Müslüman ülkeler olarak farklı günlerde oruca başladık. Muhtemelen farklı günlerde bayram yapacağız. 

İşin fıkhî boyutuna girmeyeceğiz. Kimi hilalin çıplak gözle görülmesini esas alırken kimi de hesab üzerinden gitmekte. Bu mesele istendikten sonra çözülmeyecek bir mesele değildir. Yeter ki gönüller bir olsun. Âlimler toplanarak bu mesele hakkında herkesi tatmin edici ortak bir kararı çoğunlukla alabilirler. 

Fakat mesele sadece fıkhî bir mesele değildir. Asıl mesele siyasidir. Müslüman ülke ve liderleri ayrı ayrı oldukları için, her biri başka bir batılı ülkeden emir aldıkları için. Müslüman ülkelerin yöneticileri kendi halklarına dayanmadıkları için ve asıl önemlisi genelde fasık idareciler oldukları için bir araya gelememekte ve bu en basit meselede dahi ihtilafa düşmekteler. Halbuki Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim’de toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılmamızı emretmektedir:

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kitabı’na, Dini’ne) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.” (Âl-i İmran 103)

Yine Enfal Suresi’nde Allah (cc) ve Rasulü’ne (sav) itaat etmemizi ve birbirimizle tefrikaya düşmememizi eğer tefrikaya düşersek kuvvetimizin, devletimizin elimizden gideceğini beyan buyurmaktadır. 

“Hem Allah’a ve Rasulü’ne itaatten ayrılmayın ve birbirinizle nizalaşmayın; sonra içinize korku düşer ve devletiniz elden gider, ve sabırlı olun çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal 46)

Cenabı Hakk’ın bu emirleri bu kadar açık ve netken Müslümanlar olarak bizim bu şekilde ayrı durmamız, basit nefsi hesaplar uğruna İslam dünyasını kafirlere peşkeş çekmemiz, anlaşılır bir durum değildir. Bunun büyük bir vebali vardır. Bunun sorumluları hem bu dünyada hem de öbür dünyada azaba düçar olurlar. 

Kaldı ki Arakan’da, Doğu Türkis-tan’da, Filistin’de, Yemen’de, Suriye’de, Irak’ta, Afrika’da her gün Müslümanlar öldürülmekte. İsrail Gazze’ye her gün bomba yağdırmakta, Suriye’de milyonlarca çocuk, kadın açlık ve ölümle pençeleşmekte, her gün karşımıza yeni bir içler acısı manzara çıkmakta. Arakan’dan yüz binlerce Müslüman Bangladeş’e kaçmak zorunda kalmış ve bu zulüm, bu işkence hâlâ devam etmekte. Doğu Türkistan’da Müslümanlar oruç tutamamakta ibadetlerini özgürce yapamamakta. Yemen’de, Suud’un ablukası altında Müslüman çocuklar ölmekte. Afrika’da Müslümanlar açlık ve fakirlikle boğuşmakta. Bizler dünyanın dört bir tarafındaki Müslümanlara nispeten çok daha rahat iftar ve sahur yaparken abluka altındaki Gazze’de bir dilim peyniri sahura diğer dilim peyniri iftara ayıran annelerin çilesi bizi adeta kahretmekte. Allahım tüm zulüm altındaki Müslümanlara kurtuluş nasib etsin!..

Bu manzara karşısında titremeyen; İsrail’le, Amerika ile ittifak yapan rejimleri Allah’a havale ediyoruz. Bu vesile ile kentlerin anası Mekke-i Mükerreme’nin özgürlüğüne kavuştuğu, İslam Birliği’nin Mekke-i Mükerreme’de ve Medine-i Münevvere’de, Kudüs-i Şerif’te, Şam-ı Şerif’te, İstanbul’da ve diğer bilad-i İslamiyye’de gerçekleştiğini görmeyi Cenabı Hak (cc) hepimize nasib etsin…

Hiçbirimizin şahsi hesapları Allah ve Rasulü’nün ve ümmeti Muhammed’in birliğinin önüne geçemez. Müslümanlar olarak azami müştereklerimiz varken basit sayılabilecek, incir kabuğunu doldurmayacak meselelerde ihtilafa düşmemiz hem Allah indinde hem de tarih önünde bizi sorumlu kılar. 

Bugün Müslüman devletler diyebileceğimiz, halkının büyük bir çoğunluğu Müslüman olan ülkeler çeşitli kamplara bölünmüş durumdalar. İran’ın başını çektiği mezhep eksenli kanat bir taraf, Suud’un başını çektiği Amerika ve İsrail’in güdümünde olan ve şimdilerde ılımlı İslam söylemini diline dolayan körfez ülke ve avaneleri bir taraf oluşturmakta. Yeni yeni Türkiye’nin liderliğinde ehlisünnet Müslümanlarının bir araya geldiği ana gövde bir taraf. Burada tam bağımsız olarak ve itikadi düzgünlük olarak Türkiye’nin yeni oluşan liderliğini sahici taraf olarak nitelendirebiliriz. Diğerleri ise zaten bir laboratuar çalışması, bir batı oyunu olarak karşımıza çıkartılmakta ve hedef şaşırtılmaktadır. 

Ramazan hilali ve bayram meselesinin siyasi olduğu zaten bu tablodan açıkça ortaya çıkmaktadır. İslam dünyasında genelde üç farklı günde bayram kutlanmaktadır. Bunlara baktığımızda yukarıda adı geçen ülkeleri görürüz. Suud, İran ve Türkiye. 

Anlaşılan odur ki İslam Birliği sağlanmadan Ramazan ve bayram birliği de sağlanamayacaktır. Müslümanlar ne zaman hayırlı bir imam etrafında birleşirlerse o zaman İslam dünyası ortak bir bayram yapacaktır. Yoksa bugün Özellikle Suud ve İran’ın farklı olmak, farklı gözükmek ve baş olmak sevdalarından biz tam manasıyla bayram yapamayız. 

İslam dünyası olarak yaşadığımız sorunları onu oluşturan fertlerden ayrı olarak düşünemeyiz. Biz meselelerin çözümünü dışarıda aradığımız müddetçe hep yaya kalacağız. Ümmeti oluşturan fertler ne kadar düzgün ve kaliteli olursa onların meydana getirdiği toplum ve devletler de o kadar seviyeli ve kaliteli olacaktır. 

Bugün İslam dünyasına baktığımızda cehalet ve gafletin had safhada olduğunu görürüz. Temelde biz bu cehalet ve gafletten kurtulmadıkça gerçek bir bayram ve birlik hayal olur. Biz vücut ülkemizde, kalp başkentimizde, Allah’ı, Rasulü’nü ve O’nun (sav) güzide varislerini hakim kılacağız ki İslam ülkelerinde birlik ve beraberlik olsun.

 

Mevlâ bizi afvede
Gör ne güzel ıyd olur
Cürm ü hatalar gide
Bayram o bayram olur

 

Evet Alvarlı Lütfi Efe hazretleri ne güzel buyurmuş Allahımız’ın (cc) bizi affettiği gün bizim bayramımız, ümmetin hayırlı bir imam etrafında bir araya geldiği gün ümmetin bayramı olacak inşaallah. Gerçek bayram da budur. Yoksa gerisi bir oyun ve eğlencedir.

Rabbimizden niyazımız fert olarak vücud ülkesinde, ümmet olarak bu dünya aleminde Allah ve Rasulü’nün davetine icabet edip, mübarek varisinin terbiyesine girip gerçek bayrama erişmektir. 

Cenabı Hak ümmetin kurtuluşa erdiği, ehlibeytinden bir imam etrafında bir araya geldiği, Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmadığı günleri görmeyi hepimize nasib etsin. Amin.

 

Yazar: İrfan Aydın

 

Bu kategoriden diğerleri: « ZAMANA VE ZEMİNE GÖRE HAREKET ETMEK

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort