JoomlaLock.com All4Share.net

AMERİKA NE YAPMAK İSTİYOR?

Amerika Ne Yapmak İstiyor

Amerika Ne Yapmak İstiyor - İrfan Aydın

Sayı : 117 - Eylül 2017

 

Amerika Ne Yapmak İstiyor

 

Salat ve selam âlemlere rahmet olarak gelen Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimiz’in, daha sonra diğer peygamberlerin, ehlibeytin, ashabı kiramın, sadatı kiram efendilerimizin mübarek ruhlarına olsun. Sonra da günümüzü aydınlatan büyüklerimizin üzerine olsun…

İslam dünyası uzun zamandan beri savunmada kalmış ve sürekli olarak kendisi üzerinde üretilen sinsi planları defetmeye çalışmıştır. Bunda bazen muvaffak olmuş bazen de olamamış birçok mevzisini kaybetmiştir. Yirminci yüzyıl modernizmi içerisinde bu savaş süslü sözler ve modern bilim kandırmacası içerisinde kalsa da durum tamamen aynıdır. Yakın zamanda savunmadan yavaş yavaş atağa geçmeye başlayan ülkemiz bu oyunları bozmaya ve müslümanların yüz akı olmaya başlamıştır. Önce kendi içinden gelen saldırıları Allah’ın (cc) yardımı ile bertaraf eden ülkemiz saldırıları sınırlarında göğüslemeye başlamıştır. Sonraki hamle yakın ve uzakta meydana gelen tehlikeleri bertaraf etmektir. Netice bütün İslam dünyasında müslümanlara sahip çıkabilmektir. 

Yakın zamanda Türkiye’nin yükselişi ile BOP projesi de dahil ulaşmak istedikleri hedeflere ulaşamayan batılı hegomonyal güçler yeni projeleri devreye sokmaya çalışmaktadırlar. Dünyanın liderliğinde bir kabadayı gibi oturan Amerika bunda en önemli oyuncu olacağı izlenimini vermektedir. Yakın zamanda başkan değiştiren Amerika’nın dünya siyasetinde nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyordu. Bu nedenle küresel oyuncular teyakkuzda durup yeni bir hamle yamaktan kaçınmaktaydı. Başkan değişim zamanına getirilerek Suriye’de hamle yapan Türkiye, Rusya, İran üçlüsü yeni başkanın nasıl bir yol izleyeceğini bilemediği için biraz beklemede kalmayı tercih etmişti. Bu nedenle Türkiye’nin yeni bir Suriye operasyonuna onay verilmemiş Amerika’nın takınacağı tavra göre bir durum tespiti yapmayı tercih etmişlerdi. Bütün dünyada buna benzer durumlar yaşanmaktaydı. 

Amerika’da önceki başkan dönemini pasiflikle suçlayan yeni başkan atak oynayacağını belli etmeye başlamıştır. Önce Suriye’ye göstermelik füzeler atan yeni yönetim sonra Kuzey Kore’ye yönelmiş ve tabiri caizse bir it dalaşına girmeye başlamıştır. Zaten hükümetine büyük şirketlerin yöneticilerini ve emekli generalleri alan yeni yönetim yeni dönemin politikalarının ipuçlarını vermekteydi. Anlaşılan o ki Pentagon, silah üreticileri ve belli sermaye çevreleri Amerika’nın düştüğü durumdan çıkışı savaşta görmekteydiler. Amerika içinde bulunduğu vahşi kapitalizmin oluşturduğu tüketim çılgınlığını mevcut kaynaklardan temin edememekte ve başka ülkelerin elinde bulunan kaynaklara göz dikmektedir. Geçmişte ikiz kuleleri vurarak başlattığı işgal ve talanlara yenilerini eklemek istemektedir. Kuruluşu suçlular ve katiller üzere olan ülke başka bir şey bilmemektedir. Dünyayı kendi hegomonyasında tutabilmek için kurduğu devasa ordu ve tüketim çılgınlığına düşmüş obez Amerikan halkını ayakta tutabilmek için zayıf bir ülke seçip bir birleşmiş milletler kararı çıkartarak o ülkeye çökmektedir. İşgal ettiği ülkelerin kaynaklarını tamamen sömürerek o ülkeyi fakir bir halde bırakmaktadır. Girdiği ülkelerde mezhebi ve kavmi ayrılıkları körükleyerek o ülke insanlarının bir daha bir araya gelememesini sağlamaktadır. Sonraki aşamada mezhebi ve kavmi bölünmeyi coğrafi bölünmeye dönüştürmektedir. Bunun en canlı örneği Irak’tır. Amerikan işgalinden sonra ülke mezhebi ve kavmi açıdan üçe bölünmüştür. Bugünlerde Kuzey Irak’ta bölgesel Kürt yönetimi bağımsızlık oylaması yaparak bölünmüş devletler aşamasına geçecektir. Denize kıyısı olmayan ve dört tarafı kendisine karşı olan devletlerle çevrili olan bu devlet Amerika ve İsrail’in kuklasından başka bir şey olmayacaktır. Irak’ta son aşamaya gelen senaryo Suriye’de orta aşamalarındadır. Bundan sonraki aşama Suriye’yi kantonlara bölmektir. Tabi bu aşamada Türkiye ve Rusya ve İran işbirliği Amerika ve avanelerini denklem dışında bırakmıştır. Bundan çok rahatsız olan yeni Amerikan yönetimi Rusya ile diyolağa geçerek Suriye’de kendine alan açmaya çalışmaktadır. Rusya ile anlaşarak Şam kırsalından başlayan İsrail ve Ürdün sınırına kadar uzanan güney batı Suriye’yi çatışmasızlık bölgesi ilan ettirmiştir. Bu bölgenin çatışmasızlık denetimi İsrail ve Ürdün’e bırakılmıştır. Bu taksime İran ve sahadaki kirli sopası Hizbullah! İtiraz etmektedir. Bu çatışmasızlık bölgesi İsrail’in Golan tepeleri işgalini pekiştirdiği gibi Şam kırsalına kadar tampon bir bölge kurması manasına gelmektedir. Böylece Suriye savaşının bu dereceye gelmesinin asıl sebebi olan İsrail sahada ciddi manada gözükmeden kurtlar sofrasından ucuza pay kapmış olacaktır. Tabi bu planların sahada ne kadar uygulanabileceği meçhuldür. Bölgede milyonlarca müslüman yaşamaktadır. Bölgede savaşçı gruplar bulunmaktadır. Söz konusu bölge kolay kolay İsrail’e lokma olacak gibi gözükmemektedir. Görelim Mevlam neyler neylerse güzel eyler…

Türkiye Rusya ikilisi bölgede güzel bir dayanışma örneği sergileyerek bölgedeki ateşi yavaşlatmış ve sönme aşamasına gelmiştir. Oluşturdukları çatışmasızlık bölgeleri Suriye halkına nefes aldırmış ve geleceğe daha güvenle bakmaya başlamışlardır. Türkiye bölgede müslümanlar lehine daha çok kazanım elde etmek için Rusya ve İran’la Akdeniz’de ortak petrol arama ve çıkartma anlaşması imzalamıştır. Ayrıca Türk akımı ve nükleer santral projeleri ile Rusya’ya yeni imkanlar sunmuş hem kendi hem de Rusya kazanmıştır. 

Türkiye, Rusya, İran üçlüsünün bölgede çözüm üretmesi ve savaşı sonlandırma noktasına gelmesi bölgedeki kargaşadan daha uzun yıllar nemalanmayı bekleyen Amerika’yı son derece rahatsız etmiştir. Son günlerde Hatay’ın güney doğusunda bize sınır İdlip’i işgal etmeyi planlayan Amerika barışı bozarak denklemi kendi lehine değiştirmek istemektedir. Bölgedeki en önemli kozu olan YPG’ye bin tır dolusu gelişmiş silah göndererek Suriye denkleminde var olduğunu ve ona sorulmadan hiçbir şey yapılamacağını söylemektedir adeta. Herkeste biliyor ki YPG’ye verilen o silahlar kesinlikle DEAŞ için değildir. Amerika Türkiye içerisindeki argümanlarını kaybetmiş artık dışarıdan saldırı dönemini başlatmıştır. Önce Fetö daha sonra PKK’yı kaybeden Amerika’nın son silahı CHP’nin de bir şey yapamayacağını anlamış ki dışarıda YPG’ye yüz bin kişilik ordu kurdurup bin tır da silah vermiştir. Tabi korkunun ecele faydası yok nasıl Fetö’yü kaybettiyse, nasıl PKK’yı kaybettiyse ve şimdilerde Kılıçdaroğlu’nu kaybediyorsa YPG argümanını da kaybedecektir. Asıl önemli olan YPG seddi yıkıldıktan sonra Türkiye’yi nasıl durdurabilecektir. Rabbimiz ülkemiz için gayret eden bütün sivil ve resmi kuruluşlara, kişi ve kurumlara yardım eylesin. Karşısındaki şer ittifakını bertaraf eylesin.

Diğer yandan yazının başında da belirttiğimiz gibi Amerika saldıracak, talan edecek hazinesine katacak, zayıf ülkeler aramaktadır. Belki bunun için ciddi bir bahaneye gerek duymamakta ‘suyumu bulandırdın’ dese saldırabilmekte. Bunun örneğini yine baba ve oğul Bush döneminde Irak’ta gördük. Kimyasal silah var dediler yanlarına yardakçılarını da alıp saldırdılar ve en sonunda yokmuş dediler. Geride binlerce ölü ve yetim Binlerce dul kadın, mağdur bir Millet… Bugün de bu eski film tekrar sahneye konulmak istenmektedir. Sadece bir bahane lazımdır. Bu bahaneyi de İsviçre de yetiştirilmiş Kuzey Kore’nin toy lideri altın tabakta sunmaktadır. Hiç bir akıllının kabul etmeyeceği bir şekil de Amerika’ya kafa tutmakta ve nükleer füzelerle tehdit etmektedir. Ortada ciddiye alınacak bir durum olmamasına rağmen ciddiye alınarak savaş sebebi bahanesi hazırlanmaktadır. Şimdilerde konuşulan küçük çaplı bir nükleer başlık taşıyan balistik bir füze Amerikan toprakları yakınında bir denize attırılarak veya bizzat Amerika karşı taraf atmış gibi gösterip kendisi atarak bir tsunami yapılacağı ve bununda beklenen fırsatı vereceği şeklindedir! Anlaşılan Amerika çoktan kararını vermiş ve gizli bir ajandayı harekete geçirmiştir. Elinde içi boşaltılacak ülkeler listesi vardır. Bunlara sırasıyla çökecek ta ki ekonomisi düzelene ve tüm dünyayı itaat altına alana kadar. Bunu ilk aşamasını Katar krizinde gördük o ülkelere giderek adeta ya canın ya malın demiştir. Suud üç yüz elli milyar dolar, Katar ise on iki milyar dolar (arkası gelir) vaat ederek canlarını kurtarmış ve şimdilik hedeften çıkmış gibi gözükmektedirler. Ama verecek parası olmayan fakir ülkelerde durum hiç iç açıcı değil. Para ödeyip işgalden kurtulamayaklardır. Burada en önemli özellik ciddi bir yer altı zenginliği üstünde oturan fakir ve dik başlı bir iktidar olması olarak özetleyebiliriz. Başta petrolü olan Venezuella olmak üzere bir çok Asya Afrika ve Amerika ülkesi ciddi bir tehdit altındadır. Amerika acaba bugün kime saldıracak diye merak edildiği günler çok uzak gibi gözükmemektedir. 

Tabi Türkiye’de bunun dışında değildir. Hatta Ortadoğu açısından en önemli bir noktadadır. Geliştirdiği ittifaklarla ve oluşturduğu çözümlerle Amerika açısından baş tehdit Türkiye’dir. Fakat Türkiye’nin köklü geleneği, iktidarın aldığı geniş tabanlı halk desteği ve güçlü ordusu bunu engellemektedir. 7 Şubat Mit operasyonundan beri sürekli saldırılmış fakat yıkmayı başaramamışlardır. Bütün uğraşlara ve türlü ayak oyunlarına rağmen iktidar yıkılmadığı gibi daha da güçlenmiştir. Saldırıların kaynağını çok iyi tespit eden iktidar önce bir bir maşaları kırmış sonra da maşaları tutanların ellerini yakmaya başlamıştır. Almanya’sı, İngiltere’si, Amerika’sı içeride ciddi operasyon yapamaz hale gelmişlerdir. En azından sarsıcı eylemlere imza atamamakta, gönderdikleri kuklaları hemen yakalanmakta. Bunun neticesi olarak Amerika yeni bir planı devreye sokmuş gibi gözükmektedir. Hemen güney sınırımıza boylu boyunca YPG seddini çeken Amerika şimdilerde sağladığı paralı askerlerle sayıyı yüz bine silah sevkiyatını da bin Tır’a çıkartmış durumda. Burada yakın zamanda ciddi bir hesaplaşmanın olacağı aşikardır. Bizim aniden bir gece ansızın saldırmamızı engellemek için YPG’lilerin etrafında bir sürü Amerikan askeri nöbet tutmaktadır. Ayrıca Suriye’de irili ufaklı bir çok üs kurmuştur. Öte yandan Türk akımı ve Tanap’ın da yönlendiği Bulgaristan’a asker çıkarmıştır. Diğer yandan da İpekyolu ve Tanap’ın geçeceği Gürcistan’a asker çıkarmıştır. Akdeniz’deki uçak gemisi filosuna bir ikincisini ekleyerek Akdeniz filosunu güçlendirmiştir. Sürekli olarak Nato gücü kapsamında Karadeniz’de gemi bulundurmaktadır. 

Görüleceği üzere Amerika etrafımızı dört bir yandan sarmaktadır. Amerika’nın ajandası belli değildir. “S400’leri almanız sizin için iyi olmayacaktır! Suriye’ye daha fazla müdahil olmayın!” diye aba altından sopa göstermektedir. Biliyorsunuz eceli gelen cami duvarına yanaşırmış. Geçmişte artist Regan’ın, baba ve oğul Bush’un izlediği politikalara dönen Amerika geçmişten hiç ders almamış gibi gözüküyor. İkiz kuleleri yıkarak başlattığı işgaller sonucunda istediği hiçbir hedefe ulaşmayan Amerika 2008 krizi ülke adeta yıkılma noktasına gelmişti. Bu dönemde Irak’tan, Afganistan’dan ülkesine sadece bayrağa sarılı tabutlar götürebilmişti. Bugün geçmişten ders almayarak hem kendisini hem de dünyayı maceraya sürükleyecek gibi gözükmektedir. Bu macera en çok kendi halkına zarar verecek gibi gözükmektedir. Artık eyaletlerin bağımsızlık kıpırdamalarına girdiği zenci ve Latin kökenlilerin hareketlendiği bir dönemde böyle bir hamle tamamen çılgınlık gibi gözükmektedir. Amerika’yı bir birine bağlayan ekonomi çökerse Amerika’yı kim tutabilecektir. Ama bunları düşünmek bir kenara bir akıl tutulması içerisinde sadece saldırmayı düşünmektedirler. Halbuki itidal herkesin yararınadır.

Rabbimizden niyazımız başımıza örülmek istenen bütün oyunları bir bir bertaraf eylemesi ve kötü düşüncesi olanların düşüncelerini kendilerine döndürmesidir.

 

Yazar:  İrfan Aydın

 

Bu kategoriden diğerleri: « KATAR KRİZİ

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort