JoomlaLock.com All4Share.net

Gülzâr-ı Hâcegân

Mart 2020

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM...

 

Gülzâr-ı Hâcegân Dergisi'nin Mart 2020 sayısı çıktı.

 

Şubat 2020

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM...

 

Gülzâr-ı Hâcegân Dergisi'nin Şubat 2020 sayısı çıktı.

 

Pazar, 01 Aralık 2019 11:42

Ocak 2020 Mukaddime

Ocak 2020

Sayı: 145 - Ocak 2020

 

Muhterem kardeşlerim, 

Miladi yeni bir yılın başlangıcındayız. Sevaplarımızla, günahlarımızla bir takvim yılını daha ardımızda bıraktık. Ömür sermayemizden üç yüz altmış beş günümüz daha eksildi. Meseleye ehli irfan zaviyesinden baktığımızda onlar, asli vatana ve o vatanın Sultanı’na (cc) kavuşmaya bir yıl daha yaklaşmış oluyorlar. Bizler gibi günahkarlar zaviyesinden baktığımızda da huzur-i ilahiye çıkıp hesap vereceğimiz o dehşetli günün kapısı olan ölüm ve kabir âlemine ulaşmaya da yine bir yıl daha yaklaşmış oluyoruz.

Bu manada, Rabbimiz’in (cc) “rahmetinin gadabına galip olduğu” müjdesinden hareketle ümitvar olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Fakat korku ve ümit arasında bulunmamız emir buyrulduğu için de temkinli davranmak zorundayız. Bizler bu kadar gaflet ve masiva çukurlarında debelenip dururken elbette ki korkuyu da iliklerimize kadar hissetmek durumundayız. Çünkü gerek ashabı kiram hazeratının gerekse de evliyaullah hazeratının menkıbelerine baktığımızda, sürekli rızayı ilahiyi kastederek yaşadıkları halde mahşer gününde huzur-i ilahiye çıkmaktan çok korkmuşlardır. Menakıb eserleri bu gibi mevzularla doludur.

Çünkü burada aslolan şey sadece Allah Teala’nın bizleri hesaba çekmesi değildir. Aslolan şey o sevilmeye en layık olan Mahbub-i Hakiki’nin (cc) incitilmemesidir. Bilinen günahların işlenmesi bir tarafa özellikle varlık günahıyla Hakk’ın huzuruna çıkmaktan çok korkmuşlardır. Biliyoruz ki, Rabbimiz celle ve âla hazretleri “Tevvâb”dır. Yani tevbelerimizi kabul etmeye muştaktır. O (cc) varlık veren amellerimizdense, mahviyet getiren günahlarımızı daha kıymetli tutmaktadır. İşte bu sebepten dolayıdır ki, büyüklerimiz O‘nun (cc) huzuruna toprak gibi, bir hiç olarak çıkmayı büyük amellerle çıkmaya yeğlemişlerdir. 

Muhterem kardeşlerim, bu makbul halleri büyüklerimizden dinlediğimizde hepimizin içine şu fikir geliyor; ”İyi de onlar Allah’ın dostları, elbetteki onlarda bu mahviyet, tevazu olacaktır. Bizler ise çok günahı ve gafleti olan insanlarız. Onlar gibi nasıl düşünelim?” Bu bakış açısının doğru gibi görünen fakat derinlemesine ele alındığında eksik bir düşünce olduğu kanaatindeyiz.

Çünkü Rabbimiz Teala Hazretleri, bizleri yaratırken hepimizi aynı murad üzere yarattı. Hepimize kendi mübarek ruhundan üfledi ve ilahi sırlarını yükledi. Yani hepimizi, Kendisini bilip sevmemiz için halk etti. Bu manada herkesin yolu açıktır. Yeter ki bizler yol ve usul bilelim. 

İşte bu yol ve usul de sadece ve sadece evliyaullahın yolu ve usulüdür. Yani Hakk’ın huzuruna, varlık duygusundan sıyrılmış, yokluğa erişmiş ve nihayetinde vuslata ermiş ehli saadetin eteğine yapışarak, onlardan ilim ve irfan tahsil ederek varabilir, bizler de Allah’ın (cc) inayeti ve izniyle onlar gibi olabiliriz. 

Günümüz insanları olarak hep kendi yolumuzu kendimiz kesmişiz. Mesela bir grup müslüman, evliyaya ihtiyacı olmadığını, kendi yolunu kendisi bulabileceğini söyleyerek Hakk’a vuslata giden bütün yollarını kapatmıştır. Bunlara Allah hidayet versin, deyip dua etmek gerekir. Fazlaca yapacak bir şey yoktur.

Diğer bir grupsa Allah dostlarının gerekliliğine inanıp onların yollarına girip gayret eden fakat kabiliyetine güvenmeyen ehli tarik insanlardır. Bunlar, bu yolların tamamen açık olduğunu kabul edip fakat kendisini sürekli kabiliyetsiz görmeleri neticesinde yine nasib alacak lütuflarla karşı karşıya iken bundan mahrum kalıyorlar. Neticede de yukarıda belirttiğimiz murad-i ilahiye vakıf olmak ve bu hal üzere Hakk’ın huzuruna çıkmaktan bîhaber kalıyorlar.

Cenabı Hak tarafından hudutlu olarak verilmiş olan ömür sermayemizi kârlı bir şekilde tamamlamak istiyorsak, her anımızı, her nefesimizi Rabbimizin rızası doğrultusunda harcamalı ve her yıldönümlerinde ah-vah etmeme gayreti içinde olmalıyız. Bunun da en güzel yolu, kendimize kâmil insanları arkadaş edinip onların meclislerinden bir an bile ayrı kalmamaktır. 

Cenabı Hak Teala Hazretleri, bizleri dostlarının nazarından, himmet ve yakınlıklarından bir an bile ayrı kılmasın. Allah yâr, kalbler Allah dostlarıyla beraber olsun. Âmin!..

 

Pazar, 01 Aralık 2019 11:36

Aralık 2019 Mukaddime

Aralık 2019

Sayı: 144 - Aralık 2019

 

Muhterem kardeşlerim, sizlerle birlikte bir yılın daha sonuna geldik. İnsanlık ve özellikle İslam dünyası açısından birçok olayların yaşandığı daha çok acılarıyla, müstekbirlerin zulümleriyle hatırlayabileceğimiz bir seneyi geride bıraktık. İslam coğrafyasının parçalanması için sürekli plan yapan ve bir kısmını uygulamaya devam eden ehli küfür projelerini uygulamaya devam ediyor. Kan ve gözyaşı dinecek gibi görünmüyor.

Bizim cephemize bakınca Rabbimizin (cc) buyurduğu gibi “oyun ve eğlenceden” başka ciddi bir hareket yok. Artık düşmanlarımızın içimize soktuğu fitneleri o kadar özümsedik ki, onlar artık Allah’ın (cc) emirlerine ters olmuş, Efendimizin (sav) “usve-i hasene” olan ahlakına uymamış, artık müslümanların geneli için bir şey ifade etmiyor. Batılılara yaranmak, onların gazabını üzerimize çekmemek için, köhnemiş fikirlerini allayıp-pullayıp insani erdemler adı altında birbirimize gücümüze göre ya dayatıyor, ya da tavsiye ediyoruz.

Artık hiç kimse “sizde çok karamsarsınız” demeye kalkmasın. Müslüman bir memlekette Müslümanların çoğunlukta olduğu bir vatanda devletin en üst perdesinden İslam’ın emrettiği güzel ahlakın dayatma olduğu söylenebilmektedir. Allah’ın ayetleri gayet açıkken cinsiyet eşitliği zırvası altında evli bir erkeğin evinde hanımına, kızına, oğluna İslam ahlakına göre yaşamasını telkin bile edemeyeceğini, müslümanın evinin mahrem alan olamayacağını, yani bir kişi hanımını veya kızını -affedersiniz- uygunsuz halde gördüğünde müdahale edemeyeceği fikrini bizlere dayatmaya çalışarak, adeta İslam ailesini kökünden dinamitlemeye çalışıyorlar. Maalesef ki, bunu da bizden birilerine yaptırıyorlar.

Bu mudur karamsarlık?

Türkiye gibi Selçuklu ve Osmanlı gibi maneviyatını tamamen Kitabullah’tan ve sünneti Rasulullah’tan alan, peygamber sevgisi aşk derecesinde yaşanmış olan bir ecdadın torunlarının memleketinde “yalancı bir peygamber”i binlerce kişi ihtişamlı bir törenle gömebiliyorlar.

Bu mudur karamsarlık?

Gençliğimiz kendi köklerinden tamamen kopmuş, artık Avrupa’yı, Amerika’yı da geçip ta Uzakdoğu ülkelerinin danslarıyla, müzikleriyle heder oluyorken, camilere çağırdığımızda kulak ardı edip, statları, sinemaları, kafeleri, fuhuş mekanlarını tercih ederken, 

Bu mudur karamsarlık?

Yıllardır müslümanlar tarafından kurulan partilere oy verdik. Her seferinde güçlendiklerinde ya sistemin gerçek sahipleri tarafından engellendiler, ya da İslami fikirlerinden takiye adı altında uzaklaşıp bizleri hayal kırıklığına uğrattılar. Oyları biz verdik, ürkmesinler diye hep laik kafalıların veya menfaatperestlerin arzuları yerine getirildi. Asli unsur olan müslüman halk hep onları beslemek için yükün altında kaldı. Şimdi yine bazı aklı evveller, yeni partiler kurup hem Türkiye Müslümanlarını iyice bölmek, hem de Müslümanların maddi kaynaklarını heba etmek için sahne alıyorlar. Yüzde elli beşlere varan oy çokluğuyla iktidara gelen bir parti bu gün müslümanların kazanımlarını koruyamıyorken, yüzde üçün altında bile oy almaları mümkün görünmeyen bu yeni yetme partiler ne işe yarayacaklar. Müslümanların oylarını bölüp CHPKK’nın aradan çıkmasına sebep olmayacaklar mı?

Şimdi Allah için oturup biraz düşünmeyelim mi? Rabbimizin “Nereye gidiyorsunuz” ikazına mazhar olmuyor muyuz? Bizler bu duyarsızlıkla nasıl Rabbimizin rızasını kazanacağız, anlamak mümkün değil. Cenab-ı Hak ayeti kerimede önce nefsimizi ateşten korumamız gerektiğini buyuruyor. Yıllar geçiyor, her an her saniye bizi ölüme yani hesaba götürüyor. Bu halimizle O ince hesaplardan nasıl geçeceğiz. O gün Rabbimiz (cc) bizden yüz çevirdiğinde kime gideceğiz. Dünyada hep Allah Rahman ve Rahimdir, affeder, bağışlar diye tek taraflı baktık. Orda durumlar farklı tecelli ederse ne yaparız.

Onun içindir ki, henüz hayattayken üzerimize düşen her ameli en güzel şekilde yapıp Rabbimizi razı edecek ameller tedarik edelim. Sonra ümitle O’nun (cc) kapısına iltica edelim.

Bilelim ki, O (cc)erhamurrahimindir.

 

Cuma, 01 Kasım 2019 10:57

Kasım 2019 Mukaddime

Sayı: 143 - Kasım 2019

 

Muhterem kardeşlerim, Cenab-ı Halık-ı Zülcelal hazretleri kitabı keriminde emir ferman buyuruyor ki:

“Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” (Hûd 113)

Büyüklerimizde şöyle dua buyurmuşlar; “Allah’ım sana layık bir amelim yok, Fakat senin düşmanlarına karşı nihayetsiz düşmanlığım var!”

Cenab-ı Hak Teala hazretleri İslam dinini en mükemmel şekilde inzal buyurduğunu ve onu kemale erdirdiğini emir buyurmuştur. Dolayısıyla bu dini mübinin kişilere göre, zamanın şartlarına göre değişmesi veya değiştirilmesi mümkün değildir. Bu manada Cenab-ı hak (cc) insanların inanıp inanmama durumlarına göre de ilişkilerinin nasıl olacağını kesin çizgilerle hükme bağlamıştır.

Özellikle kafirler ile müslümanların, zalimler ile mazlumların, münafıklar ile muvahhidlerin aralarında nasıl bir ilişki olabileceğini Habib Edibi (sav) vasıtasıyla bizlere bildirmiştir.

Bir ayeti kerimede şöyle ikaz buyuruyorlar: “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez.” (Mâide 5:51)

Burada Yahudi ve Hristiyanlar söz konusu edilmişlerdir. Fakat onları dost edinen, onlar gibi yaşayan, Allah’ın koyduğu hükümleri bırakıp kafirlerin kanunlarına göre yaşamaya ve eğer bunlar iktidar sahibi iseler müslümanları da bu hükümlere uymaya mecbur bırakanlarda dost edinilmemeleri gerekenlerdendir.

Son zamanlarda özellikle bazı Müslüman kesimlerde ve hoca diye ön plana çıkan insanlarda her meselede demeç verme, bildiri yayınlama hastalığı ortaya çıktı. Kendilerini ilgilendiren-ilgilendirmeyen her mevzuda ön plana çıkmaktan haz alır duruma geldiler. 

İşte bu müslümanların içindeki virüsler, bazen de zalimlere hoş görünme adına hızlarını alamayıp, İslam şeriatının ortadan kaldırılmasında öncülük etmiş kişilere ve bu fiillerin işlendiği günlere methiyeler dizerek kutlamalar, tebrik mesajları yayınlamaya başladılar.

Sebepsiz yere sadece İslam’ın hükümlerini savundukları için kendilerini mensub kabul ettikleri şeyhlerini, hocalarını haksız yere idam eden sistemin değer verdiği “tatil günlerine” methiyeler sunan işgüzar kürsü işgalcilerinin sayısı artmaktadır.

Bir zamanlar FETÖ örgütünün medya organı olan Zaman paçavrasının yaptığı gibi reklam yapma adına “29 Ekim Tatil değil bayramdır!” spotu ile üç kuruş paraya tamah eden akitlerini bozmuş insanlar müslümanların gönlünü yaralamakta ve İslam davası için şehadet şerbetini içmiş büyüklerimizin kemiklerini sızlatmaktadırlar. 

Bizler de buradan onları Rabbimize şikayet ediyoruz. Ya Rabbi! Bizler senin dininin hükümleri yeniden dünyaya hakim olsun diye gayret eden bir avuç Müslümanız. Bizler önümüze hangi dünyalık menfaat konulursa konulsun bu gayretimizden vazgeçmeyeceğiz. Menfaatimiz için asla senin düşmanlarını methetmeyeceğiz. Onlara karşı elimizden gelirse elimizle, dilimizden gelirse dilimizle, imanın en zayıf hali olsa da hiç olmazsa buğzumuzla düşmanlık etmeye devam edeceğiz.

Bu akitlerini bozanları da, tebrik edenleri de sana havale ediyoruz. Onlar Müslümanların gönlünü yaraladı, Sende onların menfaatlerini ellerinden al ki, gavurun yağlı ketesinin zehrini kalplerinin en derinliklerinde hissetsinler de belki akıllanıp tevbe edebilsinler.

Bizleri de senin rızandan ve yakınlığından mahrum eyleme.

Amin...

 

Sayfa 1 / 259

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort