JoomlaLock.com All4Share.net

Gülzâr-ı Hâcegân

Salı, 01 Ekim 2019 09:33

Ekim 2019 Mukaddime

Ekim 2019

Sayı: 142 - Ekim 2019

 

Muhterem kardeşlerim;

Şurası artık aşikâr olmuştur ki, dünya sistemini elinde bulunduran müstekbirlerin ele geçirmek istedikleri tek hedef Anadolu topraklarıdır. 

Geçtiğimiz günlerde Hâce Hazretlerinin (ksa) siyasi gündemle ilgili şöyle buyurduklarını arkadaşlarımız haber verdiler:

“Aslında İran diye bir düşmanı yok Amerika’nın, hepsi göstermelik, asıl hedefleri Türkiye; Türkiye’ye saldırmaya hazırlanıyorlar.

Türkiye güçlü görünüyor, onun için Türkiye’nin dostlarını, yardım gelecek yerleri Sudan, Fas, Yemen, Libya hepsini tasfiye ettiler. Ortadoğu’da güçlenmek ve Türkiye’yi vurmak için hazırlanıyorlar. Hedef yalnızca Türkiye... YPG, şu bu, İran, Suud-Yemen savaşı hepsi Türkiye’ye karşı hazırlık. Zamanı gelince Suud, İran kafiri ve Amerika birleşirler. Ortadoğu’da Türkiye ye karşı kullanmak için inanılmaz ağır silahlar getirdiler. Bu yığınakları ve gücü savaşla yenemezsin. Onların üstesinden biz geleceğiz inşallah. (Tespih göstererek) Bu gücümüzü engellemek için dine saldırdılar Türkiye’de, ahlâkımızı bozdular. Kanallara baktığında annesini öldürmüş, karısını öldürmüş, kadına yağ dökmüş, çocuk yaşlı komşu kadını bağlamış, maaşını almış, bilezikleri almış... Bir günde 5 vaka... İşte dinimize ahlâkımıza saldırmanın neticesi.”

Evet kardeşlerim, büyüklerimiz bizlerin hep aynı noktaya dikkat kesilmemizi istiyorlar. Biz ne kadar silah yapmaya, teknolojimizi geliştirmeye çalışırsak çalışalım, karşımızdaki güç teknoloji ve silah sanayisi açısından bizden en az yüzyıl ilerdedir. Bizler yirmi dört saat havada kalan insansız hava aracı üretmekle öğünürken, onlar üç yüz altmış beş gün kesintisiz dünyanın her noktasını izleyecek uydu teknolojisine sahipler. Son zamanlarda uzayda silahlandıklarını fakat henüz açıklamadıklarını duyuyoruz. Yani kafirler Amerika’da Rusya’da oturup istedikleri bölgeyi vuracak teknolojiye kavuştuklarını söylüyorlar. Bunları söylerken bizim yaptıklarımızı küçümseyip onların yaptıklarını büyültmek ve onları övmek için söylemiyoruz. Elbette ki bizdeki yapılanlar da kendi imkânlarımıza göre önemli yatırımlardır.

Anlatmak istediğimiz şu ki, bu saatten sonra teknolojide onları yakalamamız mümkün görünmüyor. Fakat bizler Müslümanız. Bizim elimizde Kur’an-ı Mübin gibi bir mucize var. Rabbimiz (cc) bizlere onlarla nasıl mücadele edeceğimizi apaçık beyan buyuruyorlar.

Nuh’un (as) tufanla desteklenmesi, İbrahim’in (as) ateşte yanmaması, Musa (as) için denizin yarılması ve Firavun’un Nil Nehri’nde helak olması, Kabe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin fillerle donatılmış ordusunun küçücük kuşların attığı mercimek kadar taşlarla helak edilmesi, Bedir Savaşı’nda meleklerin yeryüzüne inip Kainatın Efendisi ve ashabına yardım etmeleri, Hendek Savaşı’nda koca müşrik ordusunun bir rüzgarla yenilmeleri onlarla nasıl mücadele edeceğimizin ip uçlarıdır. 

Çanakkale Savaşı’nda atılan bir merminin İngilizlerin en büyük gemisi olan Quin Elizabet’i tam bacasından vurup adeta savaşı noktalaması, kurtuluş savaşında İslam orduları dara düştüklerinde yeşil sarıklı ruhaniler tarafından korunmaları, Libya’da Yâ Latif esmasıyla kafirlerin kalbine korku salınıp mağlup olmalarının sağlanması... Bütün bu örnekler biz Müslümanları tek bir noktaya kilitlemelidir.

O da Allah’ın (cc) zikrine sarılmaktır. Her halimizle ve kâlimizle O her şeye kadir olan, “O’nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece ol demektir. O da hemen oluverir.” (Yasin 82) ayeti kerimesinde buyrulduğu gibi ol dediğinde her şeyi olduran Halıkımıza (cc) yönelip, sadece O’nu razı etmeye çalıştığımızda O (cc) kafirlerin kalbine korku, müminlerin kalbine cesaret lütfedecek ve onların güvendikleri teknolojilerinin üzerinde bir güç ile onları mağlub edecektir. Çünkü her zaman ve zeminde Hak Teala (cc) daima galiptir ve Hakk’ın emirlerine yapışan ve yasaklarından kaçınan müminler de her daim galiptir. Yeter ki bizler Allah’ımıza güvenelim ve kafirlerin ellerindekinden korkmayalım. Bilelim ki, zafer inananlarındır ve zafer çok yakındır.

 

Ekim 2019

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM...

 

Gülzâr-ı Hâcegan Dergisi'nin Ekim 2019 sayısı çıktı.

 

Pazar, 01 Eylül 2019 12:37

Eylül 2019 Mukaddime

Eylül 2019

Sayı: 141 - Eylül 2019

 

Muhterem kardeşlerim, dergimizin Eylül 2019 sayısı ile sizlerle birlikteyiz.

Bu vesileyle bizlere bu gayret ve nimetleri veren Allahımız’a (azze ve celle) nihayetsiz şükür ve ta’zimimizi takdim ediyoruz. Yaratılmış bütün mahlukatın varlık sebebi Mahbubu Kibriya’ya (sav), O’nun âline, ashabına, etbaına, kâmil varislerine ve yine O’nun bize hediyesi olan, bizlerin bütün bu güzellikleri anlamamıza ve hayatımıza tatbik etmemize vesile olan Hâce Hazretleri’ne (ksa) zerreler adedince salat ve selamımızı arz ederiz. 

Takip eden kardeşlerimizin malumudur ki, son zamanlarda Hâcegân Cemaati’nin Erzurum merkez ve Kocaeli-Kartepe’de yapmış oldukları külliyeler, tamamı bitmemiş olsa da büyük kısımları, faaliyete geçmiştir. Her iki külliyemizde elhamdulillah, yüzde doksan oranında tamamlanmış ve kullanılmaktadır. Bu manada emeği geçen bütün müslümanlara, maddi imkanlarını esirgemeyen hayır sahiplerine ve özellikle hem madden hem de bedenen her türlü fedakarlığı gösteren Hâcegân ihvanına gönülden teşekkürlerimizi sunuyoruz. Cenabı Hak Teâlâ Hazretleri her türlü gayretlerini, biğayri hisâb, bereketlendirsin inşaallah...

Özellikle günümüzde, sahih ehlisünnet anlayışının öğrenilmesine, yaşanmasına ve yaşatılmasına vesile olan, Kâbe-i Muazzama’nın, Ravza-yı Mutahhara’nın şubelerinden sayılan bu mübarek müesseselerin çoğalmasında büyük fayda olduğu kanaatindeyiz. 

Büyük salonlarda, televizyon ekranlarında, internette empoze edilmeye çalışılan fikirler ile “bilgi obezi” olmuş insanlarımız, özellikle gençliğimiz, heba olmaktadır. Sosyal medyanın bir sayfasında bozuk fikirli bir ilahiyatçı akademisyeni dinleyen genç, diğer sayfada ehlisünnet anlayışındaki bir hocaefendiyi takip etmektedir. İnsanlarımız birebir besleneceği bir âlimle, Hak dostu bir mürşidi kamil ile teması olmadığında; kafası karışık, ne yapacağını bilmeyen ve sadece kahve veya kafe köşelerinde tartışan birisi olup çıkıveriyor. Neticesinde ise haramı önemsemeyen, amelsiz ve hedefsiz bir nesil olarak zayi olup gidiyor.

İşte bir Allah dostunun, bir mürşidi kâmilin örnekliği ve önderliği ile hareket edilen tasavvuf müesseseleri, saf gönülleri idlal ve iğfal edilmiş olan insanımızın kalbinin ve zihninin durulması için en mükemmel yerlerdir. Bunun içindir ki, bu yapılan külliyelere, dergâhlara ve hankâhlara ülkemizin ve İslam coğrafyasının her yerinde acilen ihtiyaç vardır.

Çünkü bu mübarek mekânlarda Allah Teâlâ’yı ve O’nun muradını bilen, ilmiyle âmil, ahlak-ı Peygamberî ile ahlaklanmış, insan sevgisi ile dopdolu insanı kamiller bulunmaktadır. Tek gayeleri insanları Allah’a (cc), Allah’ı da insanlara sevdirmektir. Ateşe doğru giden insanlığı oradan kurtarıp gülistana götürmeyi kendilerine yegâne vazife edinmişlerdir. Mahlûkata ve özellikle insanlığa onlar kadar şefkatli ve merhametli bir başka kimse yoktur. 

Çünkü diğer insanların tamamı, insanlığı kendi nefisleriyle oluşturmuş oldukları cehalet karanlıklarına ve neticede ateşe çağırmaktadırlar. Sadece Allah dostları ve onların rahle-i tedrislerinde yetişen âlimler insanlığı cennete ve cennet nimetlerine davet etmektedirler.

Bunun için tekraren belirtiyoruz ki bizim için velî nimet olan İslam büyüklerinin önderliğinde yapılan bu mekanları öncelikle müslümanları teşvik ederek canlandırmalı, ihtiyaç olan yerlerde de yenilerinin yapılmasına öncülük etmeliyiz. Bunun neticesinde nesl-i cedit yetişecek ve yepyeni bir asrısaadeti onlar hayata geçireceklerdir.

Ve ahiru’d-da’vânâ eni’l-hamdulillahi Rabbi’l-âlemin…

 

Perşembe, 01 Ağustos 2019 12:33

Ağustos 2019 Mukaddime

Ağustos 2019

Sayı: 140 - Ağustos 2019

 

Muhterem kardeşlerim;

Bir kurban bayramı arefesinde sizlerle beraber olmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu vesileyle bizleri bu mübarek bayrama ulaştıran Rabbimize hamd ve şükür, bütün bu bayramların bizlere ikram edilmesine vesile olan Kainatın Efendisine, âline, ashabına ve kamil varislerine salât ve selam, bütün İslam âleminin ve hâsseten sizlerin bayramlarını tebrik ediyoruz. 

Kıymetli Müslümanlar, bayramlarla, mübarek gecelerle, yazıyla-kışıyla günler, mevsimler ve yıllar geçiyor. Bizler farkına varsak da varmasak da her geçen gün lehimize veya aleyhimize tükeniyor. Ömür sermayemiz azalıyor. Fakat önemli olan bizler bu sermayeyi nasıl kullanıyoruz. Yaptığımız amellerle Hak Teala hazretlerinin rızasına mı yakınız, yoksa nefsimizin hevesleriyle mi hem haliz? Ümmet-i Muhammedin bu sefil, bu yıkılmış ve harap olmuş halinin düzelmesi için nefsimizden başlamak üzere neler yapabiliyoruz? İslam beldelerinde zulüm gören mazlum Müslümanlar geceleri uykularımızı kaçırıyor mu? Onların o hallerinden halas olmaları için planlar projeler üretip, bunlara kafa patlatabiliyor muyum?

Bakınız, muhterem kardeşlerim; dünya üzerinde cereyan eden bu kadar olaylar var. Özellikle Müslümanların hem itikadi manada bozulmaları için, hem de ellerindeki maddi zenginlikleri ellerinden almak için zalimlerin yaptığı onlarca plan var. Üstelikte bu planlarını elli yıllık-yüz yıllık yapmışlar.

Nefsimizde dahil olmak üzere soruyoruz. İki milyara yakın nüfusu olan Müslümanların kaç günlük planları var. 

Müslüman mütefekkirlerin, münevverlerin -şimdi onlara aydın diyorlar- batılıların planlarından şikayet etmekten veya onların bilimsel buluşlarından sitayişle bahsetmelerinden başka yaptıkları ne var? Efendim “Yahudiler, Evangelistler, Soroslar, müsteşrikler vesaire... şöyle planları var böyle stratejileri var!” Evet, olabilir, şeytan her daim iş başında. “Acaba bizim kendi ürettiğimiz, tamamen bağımsız ekol olmuş bir planımız projemiz var mı?

Bizim maçı sürekli kendi sahasında kabul eden, sürekli karşı tarafın ataklarını karşılamaya çalışan bir futbol takımından farkımız yok. Sonuç olarak da her zaman kaybediyoruz. Bu arada şunu da dilimize pelesenk etmişiz: “Onların bir planı varsa Allah’ın da bir planı vardır.” Âmenna, Hak Teala hazretleri ezelde de ebed de de Hayyu lâ yemuttur. “O her an bir işl üzeredir.” Fakat O’nun (cc) ezeli ahlaklarından birisi “İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 53/39) ayeti kerimesinde buyurduğu gibidir. Kur’an-ı Kerim, sünneti seniyye ve ilhamlarını bu iki kadim kaynaktan alan Müslüman münevver, mütefekkir, mütefenninlerin nurlarından feyizlenerek, hakkı sürekli batıldan ayırıp üstün görerek bir gayrete girdiğimiz gün, Allah Teala’nın şeytan ve dostlarının oyunlarını nasıl bozduğuna şahid olacağız.

Bunun örnekleri gerek asrı saadette, gerekse İslam tarihinde binlerce kez görülmüştür. Yeter ki bizler şu batının genel manada insanlığı ortadan kaldırmak için ortaya çıkarmaya çalıştığı sözde bilimine olan hayranlıktan vazgeçelim. Bütün kainatın sırları ve anahtarları elinde bulunan Rabbimize yönelelim. Bizim boşalttığımız alanları onlar doldurmayı başardılar. Halbuki İslam alemi olarak bin dört yüz yıl ilmi, bilmi, ahlakı, insanca yaşamayı dünyaya bizler öğrettik. Batı biliminin temelinde İslam alimlerinin arkada bıraktıkları çöplükleri var. Bizim kullanmayıp çöpe attığımız bilgilerle onlar bir medeniyet kurmaya çalıştılar. Onu da zulümden başka hiçbir şeye kullanmadılar. Bilimsel buluş adı altında hastalıklara ilaç buldular. Fakat önceden ellerinde kalan ilaçlar bitsin diye yeni ilaçları piyasaya sürmediler. Binlerce insanın ölümüne sebep oldular. Çünkü küfür zulmün öz kardeşidir. Kendisine hayır diye yaptığı her şeyi bize zulüm olarak kullanacaktır. Bu onların tabiatında vardır. 

Netice-i kelam olarak bizler Rabbimizin bize bin dört yüz sene önce hazır bir şekilde sunduğu ilahi projeye uyduğumuz müddetçe izzet ve saadet sahibi olacağız. Aksi halde kafirlerin planlarını görüp çok hayıflanacağız. 

Selam ve dua ile Allah’a emanet olunuz.

 

Eylül 2019

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM...

 

Gülzâr-ı Hâcegan Dergisi'nin Eylül 2019 sayısı çıktı.

Sayfa 1 / 255

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort