JoomlaLock.com All4Share.net

ŞEYTANIN KALBE MÜDAHALE YOLLARI -2

Şeytanın Kalbe Müdahale Yolları 2

Şeytanın Kalbe Müdahale Yolları - Şeb-i Vuslat

Sayı : 129 - Eylül 2018

 

Şeytanın Kalbe Müdahale Yolları

 

Şeytanın kalbe hulul eden büyük kapılarından biri de mezhep taassubu ve şehvet arzuları ile hasımlara kin tutmak, onları küçümsemek ve onlara hakaretle bakmaktır. Bu hal, fasıkları olduğu gibi, abidleri de helake götürür. Zira insanlara hakaret edip onlara kusur aramakla uğraşmak, insanda bulunan kötü bir haslettir.

Şeytan bu tabiatta olan kimsenin hayaline, bunun güzel bir şey olduğunu yerleştirir. Bu da adamın kalbine yerleşir ve adam da bütün gayretini bu yola sarf eder. Adam, bu hareketi ile din namına gayret sarf ettiğini sanarak kendisini sevinç ve neşe içinde bulur. Halbuki doğrudan şeytan yolundadır. Mesela, biri kalkar Hz. Ebu Bekir (ra) için taassub gösterir, onu bütün ashap üzerine tercih eder ve hepsinden fazla sever. Öte yandan haram yemekten çekinmez, boş ve yalan sözlerden kaçınmaz, çeşitli fesat yollarına girer; yalnız Ebu Bekir’i üstün tutmada ısrar eder ve bununla dindarlık yaptığını zanneder. Halbuki bu hali ile Ebu Bekir kendisini görse, ilk düşmanı o olurdu. Çünkü Ebu Bekir’in (ra) dostu, onun yoluna düşüp, onun istikametini takip eden, ağız ve dilini koruyan kimsedir. Ebu Bekir’in (ra) ahlakı şöyle anlaşılır: O, lüzumsuz söz sarf etmemek için ağzında taş saklardı. Böyle alabildiğine fuzuli işlerle uğraşan kimse, Ebu Bekir’e nasıl dost olabilir?

Öte taraftan Hz. Ali’yi (ra) tercih eden başka bir mütassıb görürüz. Onu diğerleri üzerine tercih eder ve bunu bir ibadet sayar. Halbuki onun yolundan gitmez. Hz. Ali (ra) halife olduğu halde üç dirheme bir gömlek almış ve uzun gelen kollarını makasla kesmiş ve öyle mütevâzı bir şekilde giymiştir. O, böyle bir zahid iken, onun aşığı olduğunu iddia eden kimse, ipek elbiseleri giymekten kaçınmaz ve haramdan kazandığı servet ile süslenmekten çekinmez. Buna rağmen Hz. Ali’yi (ra) sevdiğini iddia eder. Bilmez ki kıyamet gününde ilk hasmı Hz. Ali’dir.

Büyük bir insanın ciğerparesi, gönül meyvesi ve iki gözünün nuru olan bir oğlunu, bir başkası dövse, parçalasa, tüylerini yolsa, makasla dilim dilim kesse ve sonra da bu çocuğun babasını çok sevdiğini iddia etse, acaba o babanın yanında bu adamın bir değeri olur muydu? Bilinen bir gerçektir ki, din ve şeriat Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve diğer sahabenin -Allah onlardan razı olsun- evlatlarından, aile ve nefislerinden de daha fazla sevdikleri şeylerdir. Şeriata isyan edenler, onu şehvet makası ile kesip parçalayanlardır. Bununla beraber Allah’ın (cc) dostlarına düşmanlık ve düşmanı olan İblis’e dostluk etmiş olurlar. Kıyamet gününde sahâbe-i kiram ve Allah velileri huzurunda bunların alacağı manzara meydandadır. Şayet şu anda perde ortadan kalksa da sahabe-i kirâm’ın, Rasul-i Ekrem’in (sav) diğer ümmetlerinden neler beklediklerini görseler, onların bu kötü davranışları karşısında sahabeyi ağızlarına almaktan utanırlardı.

Ne yazık ki, şeytan bunları aldatır ve bir kısmına Hz. Ebu Bekir ve Ömer’i sevenlerin etrafına ateş yaklaşamaz diye vesvese verirken, diğerlerini de Hz. Ali’yi severek ölen kimse için korku yoktur, diyerek aldatır. Halbuki Rasul-i Ekrem (sav) kendisinden bir parça olan Hz. Fatıma’ya: “Amel et; zira ben Allah katında senden bir şey kaldıramam!” buyurmuştur.

Mezhep imamları olan Şafii, Maliki, Hanefi, Hanbeli ve diğerleri hakkında taassup gösterenlerin vaziyeti de böyledir. Bir imamın mezhebinden olduğunu iddia edip onun ahlakı ile ahlaklanmayanın kıyamet gününde hasmı o imamdır. Zira o zat bu adama: “Benim mezhebim yalnız dil ile konuşmaktan ibaret değil, belki ameldir. Konuşmak, hezeyan yapmak için değil, amel yapmak içindi. Benim mesleğim ve mezhebim olan amel babında, bana neden muhalefet ettin? Sonra da yalancı olarak ‘Ben falanın mezhebindenim!’ diye ortaya çıktın?” diyerek yakasına yapışır.

İşte bu da şeytanın giriş kapılarının büyüklerindendir. Alimlerin çoğu bu noktada helak olmuştur. Medreseler, Allah’tan az korkan, dinde basiretleri zayıf, dünyaya rağbetleri kuvvetli ve metbu olma ihtirasları şiddetli olan kimselere teslim edildi. Bunlar da mevki ve emellerine ancak mezhep taassubu ile ulaşabildiler. Şeytanın hilelerinden kimse onları ikaz etmedi, belki bunlar şeytanın hilelerini infaz edip yerine getirmekte şeytana vekalet ettiler. İnsanları bu yolda tuttular ve böylece dinlerinin esaslarını unuttular. Kendileri helak olduğu gibi, başkalarını da helake sürüklediler. Allah (cc) onları ve bizi affetsin, amin.

Hasan-ı Basri anlatıyor: İblis “Ben Muhammed’in ümmetine isyanı söyledim, onlar onu süslü gördü ve yaptılar. Fakat akabinde tevbe etmekle benim belimi kırdılar. Buna karşılık ben de onlara öyle günahlar süsledim ki, onlar onu ibadet sandılar ve tevbe etmek hatırlarına bile gelmedi. O da hevâ-i nefislerine uymaktır.” dedi ve bunu doğru söyledi. Çünkü onlar bu hareketlerinin isyan olduğunu bilmezler ki, ondan tevbe etsinler.

Şeytanın büyük aldatma yollarından biri de kulu, insanlar arasındaki mezhep ihtilafları ve bu husustaki dedikodularla meşgul edip kendisini unutturmaktır.

Abdullah b. Mes’ud (ra) şöyle anlatıyor: “Bir cemaat, Allah’ı zikretmek üzere bir yere toplandılar. Şeytan bunları dağıtmak ve aralarını bozmak için ne kadar çalıştı ise, muvaffak olamadı. Bu defa bunlara yakın başka bir cemaate gitti. Bunlar da dünya işlerini konuşuyorlardı. Şeytan kolaylıkla bunların arasına fesat tohumu ekti ve bunları birbirine düşürdü. Bunlar da yekdiğerini öldürmeye kalktılar. Şeytanın maksadı bunlar değil, ötede zikir ile meşgul olanları dağıtmaktı ve buna da muvaffak oldu. Şöyle ki, bu döğüş ve kavgayı gören zikir erbabı, bunları ayırmak için hemen oraya koştular ve ayırdıktan sonra da dağılıp gittiler, işte şeytanın istediği de bu idi, yani onları dağıtmak idi.”

Şeytanın kalbe giriş kapılarından biri de, cehaletleri sebebiyle akılları ermeyen bazı kimseleri, Allahu Teala’nın (cc) zat ve sıfatı üzerinde ve akıllarının alamadığı bu gibi meselelerde düşünceye sevk eder, şüpheye düşürür ve onları dinin esasında şaşırtır. Allahu Teala (cc) hakkında bazı hayali şeyler hatırlarına getirir ki, bu gibi hayaller ile ya bidat sahibi olur veya küfre giderler. Adam da bilmeyerek sevinir, güya bir şey buldum zanneder. Akıl ve zekası ile bir şey anladığını sanır. İnsanların en ahmağı, zekasına en çok güvenendir. İnsanların en akıllısı da kendini en fazla töhmetleyen ve durmadan âlimlerden soran kimsedir.

Hz. Aişe (ra) diyor ki: Rasul-i Ekrem şöyle buyurmuştur: “Şeytan birinize gider hulul eder ve vesvese yolu ile:

-Seni kim yarattı, diye sorar. Adam:

-Allah yarattı, deyince, şeytan:

-Ya Allah’ı kim yarattı, der. Sizden biriniz içinizde böyle bir sual ile karşılaştığı zaman, Allah ve Rasulü’ne iman ettim, desin. Zira bu vesveseyi giderir.”

Rasul-i Ekrem bu vesvesenin ilacından bahsetmeyi emretmedi. Zira bu vesveseyi alimler değil, insanların avamı bulur. Avamın hakkı ise, kalpleri ile tasdik ve vücutları ile inkıyat olup, ibadetle ve aralarında geçimle meşgul olarak, ilmi, ulemaya terk etmektir. Avamdan olan bir kimsenin ilim hakkında konuşması, onun zina ve hırsızlık etmesinden daha kötüdür. Zira ilmi olmadan, Allahu Teala ve dini hakkında konuşanlar, bilmediği yerden küfre gidebilirler. Bu tıpkı yüzmeyi bilmeyen kimsenin denize girmesine benzer. İtikad ile alakalı olan şeytanın hile ve yolları sayılamayacak kadar çoktur.

Şeytanın kalbe hulul eden kapılarından biri de suizandır (kötü zan). Allahu Teala: “Ey iman edenler, zanların çoğundan sakının, zira zanların bazısı günahtır.” (Hucurât 12) buyurmuştur.

Kim, bir zan ile başkasının kötülüğüne hükmederse, şeytan bu kimseyi o adamın aleyhinde dil uzatmaya ve gıybet etmeye sevk eder de bu sebeple helaka gider yahut o adamın hakkına riayet edemez, ikramda kusur eder, ona hakaretle bakar ve kendini ondan hayırlı görür. Bunların hepsi tehlikelidir. Bunun için şeriat töhmet yerlerinden menetmiştir. Nitekim Rasul-i Ekrem (sav): “Töhmet yerlerinden kaçınınız.” buyurmuştur. Hatta bizzat Rasul-i Ekrem töhmet yerlerinden uzaklaşmıştır.

Ali b. Hüseyin’den (ra) rivayet edildiğine göre; “Safiyye bint-i Hayy b. Ahtab, Rasul-i Ekrem’in mescidde itikafta olduğunu öğrendi ve Rasul-i Ekrem’i ziyarete gittiğini söyledi: Bir müddet Rasul-i Ekrem ile konuştuktan sonra ayrılmak üzere kalktım ve Rasul-i Ekrem de kapıya kadar beni yolcu etti. Tam o sırada ensardan iki genç oradan geçiyordu. Hemen Rasul-i Ekrem onlara seslendi ve: ‘Bu, Safiyye bint-i Hayy’dır!’ buyurdu. Onlar da:

-Ya Rasulallah, biz senin hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyoruz, dediler. Bunun üzerine Rasul-i Ekrem:

-Kanın bedende cereyanı gibi şeytan da insana hulul eder. Size vesvese vereceğinden korktum da onun için vaziyeti izah ettim, buyurdu. 

İnsafla bak ki, Rasul-i Ekrem (sav) onları din ve diyanetlerinde nasıl korudu. Çünkü Rasul-i Ekrem onlara, suizannın insanı küfre kadar götürdüğünü, ümmetinin töhmet yerlerinden uzaklaşmalarını öğretti. Hatta en muttaki bir alimin bile bu hususta tesahül göstermeyecek halde olduğunu ve bu gibi alimin bile “Benim hakkımda hüsnü zandan başka ne yapılabilir?” demesinin doğru olmadığını bildirdi. Zira en muttaki ve şüpheli şeylerden çekinen alim bir zata dahi herkes aynı nazarla bakmaz. Bazıları her yönden rıza gözü ile bakarsa, bazıları da kem gözle bakarlar. Nitekim şair: 

“Rıza gözü, bütün ayıplara karşı kördür / Fakat hışım gözü bütün kötülükleri açıklar.” demiştir.

Onun için kötü zanlardan ve kötülerin töhmetinden uzaklaşmak gerekir. Zira kötüler, herkesi kötü bilirler. İnsanlara suizanda bulunan ve kusur araştıran bir kimseyi gördün mü? Bilmiş ol ki, bu adam kötü bir insandır, o hal, kendisinden taşan pisliğidir. O, başkasını kendisi gibi görür. Zira mümin, mazeretler arar ve kabul eder. Münafık ise kusur arar durur. Mümin, bütün insanlar hakkında kalbi temiz olup iyilikten başka bir şey düşünmeyen kimsedir.

Şu anlattıklarımız, şeytanın kalbe giden yollarının bazılarıdır. Hepsini saymak istesem, ona güç yetiremem. Yalnız bu kadarı diğerlerine de işarettir. Ademoğlu’nda bulunan her kötü huy, şeytanın bir silahı ve kalbe hulul eden yollarından biridir.

Devam edeceğiz inşallah,

Selam ve dua ile...

Kaynak:
İhyâu Ulûmi’d-Din, Hüccetü’l-İslam İmam Gazâlî, Bedir Yayınları, 3. Cilt

 

Yazar: Şeb-i Vuslat

 

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort