ALLAH VE RASULÜ’NÜ RAZI ETMELERİ DAHA DOĞRUDUR (Tevbe, 62)

allah muhammed

Allah ve Rasûlünü Razı Etmeleri Daha Doğrudur (Tevbe, 62) - Tamer DOYMUŞ

Sayı : 99 - Mart 2016

 

Allah ve Rasûlünü Razı Etmeleri Daha Doğrudur (Tevbe, 62)

 

Hamd Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Efendimiz’e (sav), ehli beytine, ashabına ve etabına olsun.

Bu yazımızda Rasulullah’a itaati, sevgiyi, O’na karşı edebi, ayetler ışığında anlamaya çalışacağız inşaallah. 

Rasulullah’ın Risaleti Evrenseldir:

“Ey Muhammed Biz Seni ancak bütün insanlara bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Sebe, 28) 

“Âlemlere uyarıcı olsun diye kulu Muhammed’e Furkan’ı indiren Allah, yüceler yücesidir.” (Furkan, 1)

“Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107)

Hak Teâlâ Rasulullah’ın Düşmanlarının İftiralarına Karşı Reddiyeyi Uhdesine Almıştır:

“Sen, Rabbinin nimeti sayesinde mecnun değilsin.” (Kalem, 2)

“Ve Biz O’na şiiri öğretmedik ve O’nun için layık da olmaz. O, başka değil bir öğüttür ve apaçık bir Kur’an’dır.” (Ya-Sin, 69)

“Bu Kur’an’ın Allah tarafından gelmeyip başkası tarafından uydurulmuş olması asla mümkün değildir.” (Yunus, 37)

“Muhakkak ki o Sana buğzedendir ebter.” (Kevser, 3)

Hak Teâlâ Rasulü’nün İsmini Kendi İsmi Şerifi İle Birlikte Zikretmiştir:

“Rasul’e itaat eden şüphesiz Allah’a itaat etmiştir.” (Nisa, 80)

“Allah’a itaat ediniz, Rasulü’ne de itaat ediniz.” (Âl-i İmran, 32)

“Allah’a ve Rasulü’ne iman ediniz.” (Hadid, 7)

İtaat, tabi olmak ile ilgili olarak tefsirlerde şu bilgiler verilmiştir: Uymak, tabi olmak, gerek sözleri ve gerekse fiilleri hususunda Hz. Peygamber’e tabi olmayı içine alır.

Sözleri hususunda O’na (sav) uymaya gelince bu, mükellefin, Hz. Peygamber’in gerek emir ve nehiy, gerekse terğîb ve terhib hususunda söylemiş olduğu buyruklara uymasıdır. Fiilleri hususunda O’na uymak, kendisine tabi olunanın yaptığı o fiilin benzerini yapmaktan ibarettir. Bunun delili şudur: Bir kimse bir şeyi yapar, sonra da bir başkası o fiilde ona uyarsa, “O, ona uydu.” denilir; eğer o şahıs, o fiilin mislini yapmazsa, “O, ona o hususta muhalefet etti.” denilir. Şu halde, kendisine tabi olunan kimsenin fiilinin bir mislini yapmak, ona uymak olup ayette uymanın vacip olduğuna delalet edince, o zaman Hz. Muhammed ümmetinin, Hz. Peygamber’in fiilinin benzerini yapmaları gerekmektedir.

Fiilleri hususunda Rasulullah’a uymak ister yapma ister yapmama hususunda olsun, kendisine tâbi olunan kimsenin yaptığı şeylerin benzerini yapmaktan ibarettir. İşte bu, hükümleri bilme hususunda kıymetli bir kaide, külli bir kanun olup bazı nasslara delalet etmektedir. Çünkü Cenabı Hak: “Peygamber, kendi hevasından söylemez. O. kendisine ilka edile gelen bir vahiyden başkası değildir.” (Necm, 3-4) buyurmuştur. Binaenaleyh, Allah’ın: “O’na tabi olun!” emrinden dolayı, O’nun yaptığının benzerini yapmak bize vacib olur.

Yine Allahu Teâlâ sevgiyi ifade ederken de Habibi’nin ismini Kendi ismi ile birlikte zikretmiştir:

“Gerçekten Allah’ı seviyorsanız Bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin. Ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmran, 31)

Yine tefsirlerde bu konuyla ilgili şu bilgiler verilmiştir: Bu ayeti kerime, Muhammedi bir yol üzerinde olmadığı halde Allah’ı sevdiğini iddia eden kimsenin aslında bu iddiasında yalancı olduğu hükmünü vermektedir. Allah, bu ayeti kerimede de dininde, sözlerinde fiillerinde ve hallerinde Rasulü’ne tabi olmayı, Kendisine olan sevginin alameti kılmıştır. Rasulü’ne tabi olana mağfiret eder ve O’nun izinde gidene merhamet eder. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Bizim üzerinde bulunduğumuz yola uymayan herhangi bir ameli işleyenin ameli merduddur.”

Kulların isyanını ifade ederken de Allah Rasulü’nün ismi Allah’ın ismiyle beraberdir:

“Kim Allah’a ve Rasulü’ne isyan eder ve Allah’ın sınırlarını aşarsa, Allah onu da ebedi kalmak üzere ateşe koyar. Hem onu zelil ve perişan eden bir azap vardır.” (Nisa, 14)

İzzeti (üstünlük) hususunda: “Halbuki asıl üstünlük (izzet) ancak Allah’ın ve Rasulü’nün ve müminlerindir.” (Münafikun, 8)

Velayet ifade eden yerlerde: “Sizin veliniz (dostunuz) ancak Allah, Rasulü ve inananlardır.” (Maide, 55)

İcabet hususunda: “Sizi davet ettiği zaman Allah’a ve Rasulü’ne icabet ediniz.” (Enfal, 24)

Rıza’yı bildiren yerde: “Allah ve Rasulü’nü razı etmeleri daha doğru olurdu.” (Tevbe, 62)

Allah’ın, Rasululah’ın Beldesine Yemin Etmesi:

“Bu beldeye yemin olsun ki Sen bu beldede ikamet etmektesin.” (Beled, 1-2)

Yüce Allah, şartsız ve istisnasız bütün âlemin Hz. Peygamber’e itaat etmesini ve O’nu kendisine örnek edinmesini farz kılarak şöyle buyurmuştur: “Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Allah, cezası pek şiddetli olandır.” (Haşr, 7)

“Muhakkak Allah’ın Rasulü’nde, sizin için, Allah’ın rahmetini ve ahiret gününe kavuşmayı arzulayanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 21)

Rasulullah’ın sözlerini almak, emirlerine uymak ve sünnetini izlemekle emrolunmaktayız. Aksi halde O’nun sözlerine itiraz Kur’an’a itiraz, O’nun sözlerine (sünnetine) rıza Kur’an’a rıza anlamına gelmektedir. Her kim Kur’an’ı ve hadisi önemsemeyecek olursa, dünya ve ahireti kaybeder.

Yüce Allah, O’nun Ümmetine Kendisine İsmi İle Hitap Etmelerini Yasaklamıştır:

“(Ey inananlar!) Peygamber’i kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın.” (Nur, 63)

“Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın ki siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir.

Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar şüphesiz Allah’ın kalplerini takva için imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

Sana odaların arkasından bağıranların çoğu, aklı ermez kimselerdir.” (Hucurât, 2-4)

İmam Şafiî buyurmuşlar ki: Hz. Peygamber hakkında Rasul (elçi) demek mekruhtur. Aksine Rasulullah demelidir. Çünkü ikincisinde izafet tamlaması olarak gelen tazim ve saygı vardır. Bu durum birincisinde yoktur.

Allahu Teâlâ Efendimiz’in Geçmiş Ve Gelecek Günahlarını Bağışladığını Bildirmiştir:

“Böylece Allah, Senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar.” (Fetih, 2)

Efendimiz’in İnsanlığa Şefkat Ve Merhametinin Enginliğini Ayetlerde Şöyle İfade Edilmiştir: 

“Onlar için üzülerek Kendini helak etme.” (Fatır, 58)

“Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse Kendine kıyacaksın!” (Şuara, 3)

“Onlardan dolayı kedere kapılma…” (Nahl, 127)

“Sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir.” (Tevbe, 128) 

Kur’an, Hz. Peygamber’in Son Derece Cömert Olduğunu Şu İfadelerle Anlatmıştır: 

“Büsbütün eli açık da olma.” (İsra, 29)

Hakk’ın Yanındaki Kıymeti:

“Kuşluk vaktine ve kararıp durgunlaştığı zaman geceye yemin ederim ki, Rabbin Seni bırakmadı ve Sana darılmadı. Gerçekten Senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır. Rabbin Sana verecek de hoşnut olacaksın.” (Duha, 1-5)

“Bir gece Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye, kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, gözetendir.” (İsra, 1)

Hakk’ın O’na Şehadeti:

“Rızasını arayanı Allah O’nunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve dosdoğru bir yola iletir.” (Maide, 15-16)

“Dinini bütün dinlerden üstün kılmak için Peygamberi’ni hidayet ve hak bir din ile gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter.” (Fetih, 28)

“Ya-Sin. Hikmet dolu Kur’an hakkı için: Sen şüphesiz gönderilen rasullerdensin.” (Ya-Sin, 1-3) 

“Ey Peygamber, şüphesiz ki Biz Seni, bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle Allah’a davet eden bir davetçi ve aydınlatan bir kandil olarak gönderdik. Sen, müminlere Allah’tan büyük bir lütufa nail olacaklarını müjdele.”(Ahzab, 45-47)

O’na iman etmenin neticeleri:

“De ki: Allah’a ve Rasul’üne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirleri sevmez.” (Âl-i İmran, 32)

“Müminler ancak Allah’a ve Rasulü’ne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenlerdir. İşte doğrular ancak onlardır.” (Hucurât, 15)

“Allah’a ve Peygamberi’ne itaat edin ki merhamet olunasınız.” (Âl-i İmran, 132)

“Muhakkak ki Sana biat edenler ancak Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah’a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükafat verecektir.” (Fetih, 10)

“Allah’a ve Rasulü’ne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” (Saf, 11)

Rasulullah’ı Göndermekle Allahu Teâlâ Müminlere Bir Lütufta Bulunmuştur:

“Andolsun ki, içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Âl-i İmran, 164)

“Onlar İslam’a girdikleri için Sana minnet ediyorlar. De ki: Müslümanlığınızı Benim başıma kakmayın. Eğer doğru kimselerseniz bilakis sizi imana erdirdiği için Allah size minnet eder.” (Hucurât, 17)

Ona Karşı Müslümanların Edebi:

“Ey iman edenler, Allah’ın ve Rasulü’nün önüne geçmeyin. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın ki, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar şüphesiz Allah’ın kalplerini takva için imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükafat vardır. Sana odaların arkasından bağıranların çoğu, aklı ermez kimselerdir.” (Hucurât, 1-4)

“Peygamber’i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden, birini siper ederek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.” (Nur, 63)

“Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkarsanız O, sizin için bir Furkan (iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış) kılar sizin günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.” (Enfal, 29)

Kaynak:

- Peygamber Külliyatı, M. Salih ed-Dımeşkî

- Tefsir-i Kebir, Fahruddin Er-Razî

- Kitabü’t-Tevhid, Ebu Mansur el-Maturidî

- El-Esas Fi’t-Tefsir, Said Havva

 

Yazar: Tamer DOYMUŞ

 

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort