SİZE KİTAB'I VE HİKMETİ TALİM EDİP BİLMEDİKLERİNİZİ ÖĞRETEN BİR RASUL GÖNDERDİK

Size Kitabı ve Hikmeti

Size Kitab'ı ve Hikmeti Talim Edip Bilmediklerinizi Öğreten Bir Rasul Gönderdik - Tamer DOYMUŞ

Sayı : 107 - Aralık 2016

 

Size Kitab'ı ve Hikmeti Talim Edip Bilmediklerinizi Öğreten Bir Rasul Gönderdik

 

“Aklı tükettim. Gördüm ki, büyük sırrı kavramaya Peygamber’in ruh feyzine sığınmaktan, onun içinde erimekten ve teslim olmaktan başka çare yoktur…” (N. F. Kısakürek)

Rasulullah (sav) olmadan Kur’an’ı anlama, dini yaşama anlayışının yoğunlaştığı bir zamanda “Kutlu Doğum” münasebetiyle Efendimiz ile olan ilişkilerimizi ifade eden ayeti kerimelerden bazılarını anlamaya çalışacağız inşaallah. 

Hz. Peygamber müminlere Allah’ın bir lütfudur:

“Andolsun ki, içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, kendilerini temizleyen, kendilerine Kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Al-i İmran164)

Hz. Peygamber müminlere canlarından daha sevimlidir:

“Peygamber, müminlere kendi canlarından daha kıymetlidir. Eşleri de onların analarıdır. Akraba olanlar, Allah’ın Kitabı’na göre, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar; ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. Bu Kitab’ta yazılı bulunmaktadır.” (Ahzab 6)

Hz. Peygamber âlemlere rahmettir:

“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. Çünkü o, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe128)

“Biz seni, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya 107)

Rasulullah’a itaat:

“Biz her peygamberi (Allah’ın izniyle) ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Rasul de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.” (Nisa 64)

“Allah ve Rasulü’ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal 46)

“(Bazı insanlar) ‘Allah’a ve Peygamber’e inandık ve itaat ettik.’ diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir.” (Nur 47)

“Ama eğer (Allah ve Rasulü’nün hükmettiği) hak kendi lehlerine ise, ona boyun eğip gelirler.” (Nur 49)

“Kalplerinde bir hastalık mı var; yoksa şüphe içinde midirler yahut Allah ve Rasulü’nün kendilerine zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, asıl zalimler kendileridir!” (Nur 50)

“Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Rasulü’ne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak ‘İşittik ve itaat ettik!’ demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.” (Nur 51)

“Müminler, ancak Allah’a ve Rasulü’ne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken O’ndan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Rasulüm!) Şu Sen’den izin isteyenler, hakikaten Allah’a ve Rasulü’ne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için Sen’den izin istediklerinde, Sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah’tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.” (Nur 62)

“(Rasulüm! ) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız Bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Al-i İmran 31)

“De ki: Allah’a ve Rasulü’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.” (Al-i İmran 32)

Rasulullah’a itaat bağışlanmanın ve kurtuluşa ermenin sebebidir:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Peygamberi’ne inanın ki O, size rahmetinden iki kat versin ve size ışığında yürüyeceğiniz bir nur lütfetsin; sizi bağışlasın. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Hadid 28)

“(Böyle davranırsanız) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Rasulü’ne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzab 71)

“Kim Allah’a ve Rasul’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisa 69)

Hz. Peygamber’e itaat etmeyenlerin itirafları:

“Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah’tan hiçbir haberi gizleyemezler.” (Nisa 42)

“Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: ‘Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım!’ diyecekleri gün hakkında insanları uyar: (Onlara denilir ki) Daha önce, sizin için bir zeval olmadığına, yemin etmemiş miydiniz?” (İbrahim 44)

Rasulullah’ın beşer olmasının hikmeti:

“(Rasulüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.” (Furkan 20)

“Eğer peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan suretine sokar onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük.” (Enam 9)

“Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitabı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Rasul gönderdik.” (Bakara 151)

“Bunun üzerine, kavminin inkârcı ileri gelenleri şöyle dediler: Bu, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hâkim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” (Müminun 24)

Hz. Peygamber’e isyan:

“Kim de Allah’a ve Peygamberi’ne isyan eder, (Allah’ın) sınırlarını (çiğneyip) geçerse onu da -içinde devamlı kalıcı olarak- ateşe koyar. Onun için hor ve hakir edici bir azap vardır.” (Nisa 14)

“Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim peygambere karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola girerse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o, ne kötü bir yerdir.” (Nisa 115)

“Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin, sonra bile bile emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.” (Enfal 27)

Hz. Peygamber’e karşı gelmek:

“(Rasulüm!) Onlar seni yalanlarlarsa de ki: Benim işim Bana, sizin işiniz de size aittir. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, Ben de sizin yaptığınızdan uzağım.” (Yunus 41)

“Onların dediklerinin hakikaten Seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar Seni yalanlamıyorlar fakat o zalimler, Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar.” (Enam 33)

“Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların inanmalarını sırf, ‘Allah, peygamber olarak bir insanı mı gönderdi?’ demeleri engellemiştir.” (İsra 94)

“(Hâlâ) bilmediler mi ki, kim Allah ve Rasulüne karşı koyarsa elbette onun için, içinde ebedî kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte bu büyük rüsvalıktır.” (Tevbe 63)

Hz. Peygamber’e saygısızlık etmek

“Ey iman edenler, Allah’ın ve Rasulü’nün önüne geçmeyin. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın ki, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar şüphesiz Allah’ın kalplerini takva için imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır. Sana odaların arkasından bağıranların çoğu, aklı ermez kimselerdir. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Hucurat 1-5)

“(Ey müminler!) Peygamber’i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden, birini siper edinerek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.” (Nur 63)

Rasulullah’a karşı gelmenin kötülüğü

“Ey iman edenler! Müminlerin sırlarını müşriklere bildirmek suretiyle, dininize ve peygamberinize hainlik etmeyin, Sonra size emanet ettiği şer’i mükellefiyetlere bile bile hainlik etmiş olursunuz.” (Enfal 27)

“Gerçek, sana biat edenler ancak Allah’a biat etmiş olurlar. Allah’ın eli onların elleri üstündedir. Şu halde kim (bu bağı) çözerse kendi aleyhine çözmüş olur. Kim de Allah ile sözleştiği şeye vefa (onun hükmünü ifa) ederse O da ona büyük bir ecir verecektir.” (Fetih 10)

“(Onlara tabi olanlar da o gün): ‘Ey Rabbimiz! Hakikat biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk. Onlar da bizi yoldan saptırdılar!’ demişlerdir (diyeceklerdir).” (Ahzab 67)

“Kendilerine Kitab’tan nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar!” (Nisa 44)

“Yoksa onlar, Allah’ın lütfunden verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar? Oysa İbrahim soyuna Kitab’ı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik.” (Nisa 54)

“Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!” (Hicr 3)

“Artık kim Allah ve Rasulüne karşı gelirse, bilsin ki ona, (kendi gibilerle birlikte) içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır.” (Cin 23)

“Allah’a ve Rasulü’ne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Biz apaçık ayetleri indirmişizdir. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.” (Mücadele 5)

Allah ve Rasulü’nün hükmünü beğenmemek:

“Onlar, aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Peygamber’e çağırıldıklarında, bakarsın ki içlerinden bir kısmı yüz çevirip dönerler.” (Nur 48)

Daveti duymaktan mahrum kalanlar:

“(Rasulüm!) Elbette sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara o daveti işittiremezsin.” (Rum 52)

Ve bir başka ayeti kerimede şöyle buyruluyor:

“Eğer siz ona (Rasulullah’a) yardım etmezseniz (bu önemli değil); ona Allah yardım etmiştir: Hani, kâfirler onu, iki kişiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke’den) çıkarmışlardı; hani onlar mağaradaydı; o, arkadaşına: ‘Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir.’ diyordu. Bunun üzerine Allah ona (sükûnet sağlayan) emniyetini indirdi, onu sizin görmediğiniz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanların sözünü alçalttı. Allah’ın sözü ise zaten yücedir. Çünkü Allah üstündür, hikmet sahibidir.” (Tevbe 40)

Öyleyse hangi manasıyla olursa olsun, seni tekrarlamak, aldığımız nefesleri tekrarlamaktan bin kat daha aziz… Zaten sensiz ve senden habersiz alınan nefes, varlığın değil, yokluğun soluğu…

Sen; var oluşunun şerefine, Allah’ın topyekûn varlığı hediye ettiği ilk ve son varlık Nuru!

Sen, mukaddes hedef; Hak’tan gelen aşkın hedefi!..

Sen, en ileri rütbe, Allah’ın Sevgilisi olmak mertebesi!..

Sen, en güzel İnsan; güzeller güzeli insanoğlunun en güzeli!..

Keşke sahiden, topuğunu bir kere öpebilmiş bir kum tanesi olsaydım!..

(Necip Fazıl Kısakürek)

 

Yazar: Tamer DOYMUŞ

 

 

gh logo           rahiask gri         rahiask logo             google play

Top
bursa escort , escort bursa , izmit escort , van escort